Bir şey dikkatimi çekmişti. 500 kadar konutun olduğu golf tesisleri önce belediyeden imar artışı istemiş, sonra da bu isteğinden vazgeçmişti. Yani rakam 500 olarak devam etmeliydi. 2014 yerel seçimlerinde Süleyman Toyran Belediye Başkanı seçilince beni de yakın çalışma arkadaşları arasına almıştı. O zaman önüme gelen bir bilgiye şaşırmıştım. Çünkü tesislerde yaklaşık 1200 kadar konut olduğu görülüyordu. Bu bilgi de daha önce ifade ettiğim katı atık parası ödemedikleri iddiasını araştırırken gelmişti.
Şimdi sormak isterim; eğer orada konut sayısı 500 ise ve arttırım isteği de geri çekildiyse bu yeni konutlar nasıl yapıldı. Bunlar için izin alındı mı? Alındıysa izni hangi makam verdi, imzayı kim ya da kimler attı?
Bu soruların cevabını halen bulabilmiş değilim ama, sanırım tesislerdeki konut sayıları daha sonra da artmaya devam etti. Halbuki oralarda imar yasağı vardı.
***
Sevgili okuyucu, başka bir şey yapmaya karar verdim. Golf tesislerini şikayet edecektim. Söke Kaymakamlık Makamına bir dilekçe yazarak bu su istismarını şikayet ettim. Kaymakamlık benim dilekçemi hem Söke Belediyesine, hem de Devlet Su İşleri İl Müdürlüğüne göndermiş. Belediyeden cevap hemen geldi. 2014 yerel seçimleri yeni gerçekleşmişti. Yani artık Aydın Büyükşehir statüsündeydi. Söke Belediyesi de sorumluluğu kendi üzerinden atmış ve su işlerinin Büyükşehir Belediyesi sorumluluğunda olduğunu ifade etmişti.
DSİ’den cevap gelmiyordu. Ben de seçim telaşından bu olayı unutmuştum. Ancak birkaç ay sonra aklıma geldi. Hemen Kaymakamlığa koşup dilekçemin akıbetini sordum. Onlar da aradılar ve böyle bir evrak gelmediğini söylediler.
Kendilerinden DSİ ile iletişim kurabileceğim bir telefon numarası istedim. Verilen numarayı arayıp da konuyu sorar sormaz çok ilginç bir cevap aldım.
“Sizin dilekçenizi hatırladım. O konuya ben bakmıştım. Şikayetinizde haklısınız. Ama ben dilekçenizin cevabını Söke Kaymakamlığına gönderdim. Siz haklısınız, o tesislere kaçak artezyenler için ceza yazılmalı…”
Heyecanla sordum:
“Kaç lira ceza yazdınız?”
“Cezayı biz yazamayız. Biz tespit yaparız, Kaymakamlık Makamı ceza yazar.”
“İyi de kardeş, sizin cevap yazısı Kaymakamlıkta yok. Acaba rica etsek bir örneğini faksla gönderebilir misiniz?”
O görevli bunu da yaptı. Kaymakamlığın faks numarasını verdik, oraya aynı belgeyi gönderdi. Galiba dört maddeydi. Artezyenlerin izinsiz açıldığı, bunlara ceza yazılması gerektiği, ayrıca tankerlerle bilinmeyen adreslerden de sular taşındığını ve şebeke suyunun kaçak olarak kullanıldığı yazıyordu.
Devletin resmi kurumunun görevlisi bunları tespit edip Söke Kaymakamlığın göndermiş ama onlar bu belgeyi bulamamışlardı. Son gelen faksın bir kopyasını kendilerine verdim de kayıtlara girdiler.
Çok heyecanlı değil mi? Bu ilginç hikayeye devam edeceğim.