Gerek ülke yönetiminde, gerekse yaşadığımız kentin yönetiminde şeffaflık çok önemlidir. Eğer yöneticiler şeffaf olmazsa kafalar karışır. Çünkü ortalarda sürekli olarak dedikodular dolaşır. Bazen doğrular söylense de, çoğunlukla o doğrular birkaç ağız değiştirdikten sonra eğilip bükülerek çarpık bir şekilde anlatılmaya başlanır.
Buna ne gerek varsa?..
Haftalardır Söke’de şu sosyete pazarı denilen pazar konuşuluyor. Hani Çarşamba günleri kurulan pazarın olduğu alanda açılan alışveriş sergileri. Önce Söke esnafına oralardan yer verilmediği iddia edilerek yapılan itirazlar ve hatta belediye binası önünde siyah çelenklerle yapılan protesto gösterileri…
Sonra bir sessizlik oldu. Herkes sesini kesip köşesine çekildi. İşin yargıya da gittiği, oradan da çelenk bırakan esnaf temsilcilerini memnun edecek bir kararın çıkmadığı söylendi.
Bu sessizlik uzun sürmedi. Yazının başında şeffaflık dedik ya, her kafadan bir ses çıkmaya devam ediyor. Sökeli esnaf kendilerine burada yer verilmediğini, dolayısıyla da potansiyel müşterilerinin dışarıdan gelen esnaflara peşkeş çekildiğini iddia ettiler. Doğrusu ben pazarı gezdiğimde Sökeli esnaflar da gördüm. Galiba iş fiyatta anlaşılamadığı için böyle oldu.
Sökeli esnafların talebiyle ilgili olarak ileriki günlerde bir hikaye de anlatacağım. Geçmişten günümüze bir anı…
Bu pazarı düzenleyen, daha doğrusu kullanım hakkını veren de Sökespor Kulübü olmuş. Kulüp Başkanı gelir sağlamak için böyle bir tercihte bulunmuş. Belediye tarafından otopark olarak kullanılmak üzere kendilerine tahsis edilen bu yeri onlar da haftada bir gün bu sosyete pazarı olarak kullananlara kiralamışlar.
Doğrusu, sosyete bu işin neresinde ben de bilmiyorum da, zaten işin orasını merak eden de yok. Milletin merakı işin akçesinde. Bir işin içinde para dönüyorsa laf çok olur. Özellikle de kullanılan alan kamuya aitse ve birilerinin oradan rant elde ettiği düşünülüyorsa laf da olur, söz de olur. Gördüğüm kadarıyla sosyal medyada bazı isimler paylaşımlar yapıp açık açık soruyorlar.
“Sökespor bu yeri kaç liraya kiraya vermiştir?”
“Kulübün hesabına ne kadar para geçmiştir?”
Bu sorular bence de çok aykırı sorular değil. Sonuçta belediyeye ait, yani bir anlamda Sökeli hemşerilerimize ait bir mülkün kullanımı söz konusu. Bunun gelir-gider hesabının sorulması kadar mantıklı ne olabilir ki?..
Yapılacak şey; çıkarsınız, “şu kadar lira belediyeye kira ücreti verildi, şu kadar kazanç tahsil edildi. Kasaya net olarak şu kadar para girdi” dersiniz, herkesin de ağzı kapanır. Sessizlik her zaman çözüm değildir. Bakınız, siz sustukça yeni iddialar da ortaya çıkıyor. Kullanılmayan demiryolu hattı için bazı proje lafları ve de peşkeş iddiaları.
Bu arada Belediye Başkanı da konunun ne kadar uzağında kaldığını açıklamalarıyla gösteriyor. Başkan “Sökeli esnafı mağdur etmeyeceğiz” demiş. Halbuki o mesele kapanmıştı. Başta da ifade ettiğim gibi; esnaf sesini kesip köşesine çekilmişti. Şimdi konuşulan işin akçeli kısımları.
Yoksa gündem mi saptırılıyor?