Bizde siyaset dünyadakilerden biraz daha farklı yapılır. Doğal olarak siyaset adamlarımız da farklıdır.

Demokrasi ile yönetilen ülkelerde siyaset adamları aynen bizim ülkemizde olduğu gibi seçimlere girerler. Halkın şikayetçi olduğu konularda çözümler üreteceklerini vaat ederek oy isterler. Seçildikten sonra da yine kendilerini seçen seçmenleriyle birlikte olmaya, onların dilek ve temennilerine kulak vermeye devam ederler. Nerden geldiklerini ve de hangi şartlarda, nasıl geldiklerini asla unutmazlar. Siyasi rakipleriyle kavgaya tutuşmazlar. Ağızlarını bozup nezaket sınırlarını hiçbir zaman aşmazlar.
***
Sevgili okuyucu, Almanya’da on sene yaşadım. Doğal olarak seçimler gördüm. Ne televizyonlarda, ne de cadde ve meydanlarda kavga ve gürültü yaşandığına tanık olmadım. Televizyonlarda seçim zamanı genellikle paralı reklamlar yayınlanırdı. Siyasi partiler 1-2 dakikalık reklamlar vererek tanıtımlarını yapmaya çalışırlardı. Aynen ABD’de olduğu gibi bazen liderler de birlikte programa çıkıp karşılıklı olarak basın mensuplarının sorularına cevap verirlerdi. Halk sadece dinlerdi. Parti teşkilatları da bu liderler toplantıları için fazla bir yorum getirmezlerdi. Sadece bir kere tanık oldum; biz sabah karanlığında işe giderken banliyö trenine bineceğim sırada bir adam elime bir kağıt tutuşturdu. Herkese dağıtıyordu. İnsanlar da gülümseyerek alıyor, teşekkür ediyorlardı. Sanki herkes aynı siyasi partinin temsilcisi gibiydi. Kağıda baktım; başlık olarak “Bay Kohl neden o kadar sinirliydi?” yazıyordu. Altında da akşam televizyonda gerçekleşen açık oturum için yarım sahifelik bir yorum vardı.
***
Bizde böyle televizyon programları olmuyor. Çünkü iktidarı elinde bulunduran liderler pek de böyle meydan okumaları kabul etmiyorlar. Karşı karşıya gelmiyorlar ama, birbirleri için söylenmedik laf da bırakmıyorlar. İl ve İlçe yönetimleri de aynı üslupla bu tartışmalara girince halk durur mu? Gürültüden kahvehanelerde bile oturulamaz oluyor.
Yalandan da kimse çekinmiyor. Yani gün gelip o yalanın ortaya çıkacağı gibi bir endişeleri olmuyor. Zaten yalan diye bir şey yok ki… Yalanı ancak rakipler söyler.
***
Son söz; Türk usulü siyasette benim bir tespitim daha var. Bizde siyasi partilerin fazla oyları olmuyor. Yani rekorlarla iktidara gelen bir partinin bile çok fazla oyunun olmadığını düşünüyorum. Bizler partiden çok lidere oy veren bir milletiz. Bakınız; Merhum Özal ANAP’ı bıraktı, parti tükendi. Merhum Demirel’in DYP’si de aynı şekilde, silinip gitme hallerine geldi. Bugün de Sayın Erdoğan’ın kişisel oylarının AKP oylarından daha fazla olduğunu kanaatindeyim.
Demokrasimizin en büyük zaafı da bu durum diye düşünüyorum.