Hafta başında yine yüreğimiz yandı. Önce dört dediler, sonra on iki olarak açıkladılar. Kuzey Irak’ta 12 vatan evladımız şehit olmuş.
Bakınız, düşmanla silahlı çatışmaya girilmiş olsa, “savaştır, ölmek de var, öldürmek de” deyip acımızı yüreğimize gömeriz de, böyle ölümleri kabullenmekte güçlük çekiyorum. Bu durum bana büyük bir ihmalin sonucu gibi geliyor.
Ele geçirilmiş bir mağaraya hiçbir tedbir almadan 19 vatan evladını ne diye gönderirsiniz? Teröristlerden ele geçirildiği söylenen o mağarada her türlü tehdit ve tuzağın olabileceği düşünülmez mi?.. Patlayıcı olabilir, başka türlü tuzaklar olabilir… Sonuçta hasmınız gayri nizami yollara başvurmaktan çekinmeyen, kazanmak için her şeyi yapan bir terör örgütü.
Güya askerlerimiz metan gazından etkilenmişler.
O coğrafya doğalgazın çok yoğun olarak bulunduğu bir coğrafya. Metan gazı da doğalgazın ana bileşeni olduğuna göre oralarda böyle bir tehdidin olabileceği öngörülmeliydi.
Aklıma başka sorular da geliyor. Metan gazı yanıcı bir maddedir. Öyle ki; bir kilogram metan yanınca bir kilogram barutun yanarak verdiği ısıdan yaklaşık yirmi kat fazla ısı veriyormuş. Bu çok büyük bir tehdit.
Bir başka ayrıntı da metan zehirli bir gaz değilmiş. Ancak; boğucu bir gaz olduğundan oksijen alımını engelleyip havasızlıktan boğulma sonuçları meydana getirebiliyormuş. Yani, evlatlarımız oksijensiz kalarak can vermişler. Bence bu olay soruşturulup eğer bir ihmal varsa ihmal sahipleri cezalandırılmalıdır.
Şehit evlatlarımıza rahmet dilerken ailelerine ve de aziz milletimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum.


Yargı da bizi şaşırtmaya devam ediyor. Yargıçlar önlerindeki yasa maddelerine bakarak karar verdiklerine göre yasalarda mı bir sıkıntı var diye düşünmeden edemiyoruz. Cinayetle suçlanan bazı sanıklar tutuksuz yargılanmak üzere salıverilirken kanserle pençeleşen, ağır ameliyatlar geçiren ve de hapishane şartlarına dayanamayıp öleceği doktor raporlarıyla ortaya konan bazı sanıkların da tutukluluğuna devam ediliyor.
Eğer siyasetin yargısı ve de yasaları başkaysa diyecek bir lafımız yok elbette. Bakınız, efe namıyla bilinen bir belediye başkanının 15 davası olduğu ve hepsinin de karar aşamasına geldiği iddia edilmesine rağmen kararlar açıklanamıyor ve efe de efeliğini yapmaya devam ediyor.
Çok eskilerde söylenen bir söz aklıma geldi: “Bizim aklımız ermez. Büyüklerimiz her şeyin doğrusunu bilir…”