Sürekli okuyucularım hatırlayacaklardır, benim bir gündemim de Beşparmak Dağları ve bu dağlarda yapılan çevre katliamıdır. Zaten oralara gittiğinizde çevreye verilen zararı çıplak gözle de görüp anlayabiliyorsunuz da, uzaydan çekilen fotoğraflarda bile maden işletmelerinin açmış olduğu alanlar o zümrüt yeşilin içinde adeta birer kanser uru gibi görülüyorlar.
Sevgili okuyucu, antik çağlardaki adı Latmos olan bu güzel ve bereketli dağlar hem orada yaşayan köylüler için bir geçim kaynağı, hem de sahip olduğu hayvan varlığı ve endemik bitkilerle bir zenginlik kaynağıdır. Latmos’u katletmek ülkemizin ve de çocuklarımızın geleceğini karartmak anlamın gelir.
Bir aralar Kuşadası’nda bulunan bir çevre derneği “Latmos milli park olsun” diye bir slogan artarak güya konuya dikkat çekmek istemişti ama onlar da yanlarında pek çok akademisyenle gezmelerine rağmen bu soruna milli park ile çözüm gelmeyeceğini yeni yeni anlamaya başlamışlar ki, oluşturulan platformda isimlerini gördüm.
***
Sevgili okuyucu, maden deyince aklınıza altın, gümüş, elmas gibi kıymetli yer altı zenginlikleri gelmesin. Buraların taş ocaklarından farkı yok. Sadece o madenlerin sahiplerini zengin eden taşlar… Üstelik madenleri taşıyan kamyonlar da birer trafik canavarı gibi adeta güzergahtaki köylerde terör estiriyorlar.
Halbuki o dağlar insanoğlu için sadece oksijen deposu değil, devasa fıstık çamları, zeytin ağaçları başta olmak üzere yaban orkidesi gibi türü tükenmekte olan bitkilere bile ev sahipliği yapmaktadır. O madenler oradaki insanlar da dahil olmak üzere yaşayan bütün canlılar için tehdit oluşturmaktadır.
Ben tam da böyle düşünürken sosyal medyada gördüğüm bir haber “yok artık” dedirtti. O ünlü maden şirketlerinden biri Latmos’ta yer alan Çavdar köylülerine anlamlı bir bağışta bulunmuşlar. “Morglu Cenaze Yıkama Aracı” hediye etmişler. Sayelerinde böyle bir araca ihtiyacın artacağını düşünmüş olacaklar.
Nasıl, şaka gibi değil mi?..