Son yazımda sözünü etmiştim; başta çimento fabrikası olmak üzere, Beşparmak’ta faaliyet gösteren maden şirketleri Söke’ye en büyük çevre zararını vermektedirler. Bunlar için ülkenin ya da çocuklarımızın geleceği o kadar da önemli değil gibi. Sadece kazançlarını arttırmanın hesabındalar. Bu iki zararlının yanına eklenebilecek üçüncü zararlı da Söke’nin hemen yanı başında yer alan ve adı Kuşadası Golf Tesisleri olan işletmedir.
İzinsiz ve ruhsatsız olarak çektikleri sularla yeraltı tatlı su kaynaklarımıza zarar veren, zamanında belediye şebekesinden gizlice hat çekerek suyu bedelsiz kullanan, yani açıkça su hırsızlığı yapan, ayrıca golf sporuna uygunluk için yoğun bir şekilde kimyasal kullanılarak ilaçlanan suları zehirlemektedirler.
Hiç kimse bu zararlılara bir şey yapmıyor. Bunları yargıya şikayet ettim, oradan da bir şey çıkmadı. Kimse bana “haksızsın, iftira atıyorsun” demiyor. Ama kimse de çıkıp gereğini yapmıyor. Söke’nin ekonomisini elinde tutan sivil toplum kuruluşları bile bunlarla iyi geçinmek için çaba harcıyor. Ben de bundan rahatsızım.
***
Sevgili okuyucu, şimdi bütün bu gerçekler ortadayken, maden şirketlerine, çimento fabrikasına ve de golf tesislerine vermiş oldukları zararlar için tek laf edilmezken “vur abalıya” misali, dönüp dönüp jeotermal konuşmak sanki biraz hedef şaşırtmak gibi olmuyor mu?..
Elbette ki jeotermal uygulamalarında da eleştireceğimiz çok şey var. Bence buralarda en önemli sorun sondaj aşamalarında meydana geliyor.
Bakınız, dünya bu jeotermali kullanıyor, ama usulüne uygun olarak kullanıyor. Sondaj çalışmalarında çıkarılan sıcak suyun en az üç gün akıtılması lazım ki rezervin gücü sağlıklı olarak tespit edilip ona uygun yatırım yapılsın. Bunun için de dünyada sondaj havuzları yapılarak bu su oralara boşaltılır. Gariptir ki, duyumlarıma göre bizde bir bakanlık bu kuyuları zorunlu tutarken başka bir bakanlık da yasaklıyormuş. Bu durumda sondaj suları akarsulara boşaltılınca su kirleniyor ve hatta sıcak suyun etkisiyle balık ölümleri gerçekleşiyor. Yani asıl sorun; bu üç günlük kirlilik. Zaten daha sonra sistem kurulunca yerden çıkan sıcak suyun belli miktarda ısısı alınıp yine çıktığı yere geri veriliyor.
Yani abartılacak bir kirlilik yok. Özellikle de termik santrallerle kıyasladığımızda tertemiz enerji kaynağı diyebiliriz. İnsan ister istemez merak ediyor; bu yaygaracılar bu gerçekleri araştırdılar mı?
Yoksa hedef mi saptırıyorlar?