Dünkü yazımda golf tesislerinin su kullanımı için bir şikayet dilekçesi yazıp Söke Kaymakamlığına verdiğimden söz etmiştim. Aradan birkaç ay geçti, bir cevap alamayınca gidip dilekçemin akıbetini sordum. Kaymakamlık yazı işlerindeki görevliler dilekçemin Devlet Su İşleri Müdürlüğüne gönderildiğini söyleyip hem bilgisayarlarında, hem de dosyalarında aradılar, bir cevap gelmediğini söylediler. Ben de ilgili müdürlüğe telefon edip dilekçemin akıbetini sordum. Güzel bir tesadüf olarak, telefona çıkan memur dilekçemi hatırladı ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
“Hatırladım o dilekçeyi. Sizin şikayetinize ben bakmıştım. Söke’ye gidip şikayetinizi inceledim. Haklıymışsınız, kaçak su kullanıyorlar. Ancak, ben sizin dilekçenizin cevabını Söke Kaymakamlığına gönderdim.”
“İyi de, ben şu anda Kaymakamlıktayım ve burada böyle bir cevap yazısı yok.”
“Ben gönderdim. O tesislerin ceza alması gerekir.”
“Kaç lira ceza alacaklar?”
“Onu ben bilemem. Cezayı Kaymakamlık verir.”
“Peki ben size buranın numarasını versem o yazıyı faksla gönderebilir misiniz?”
“Elbette.”
Gerçekten de birkaç dakika içinde yazı geldi.. Yazı işlerindeki görevliler bir kopyasını alıp kayda girerek dosyalarına koydular. Raporda artezyenlerin tamamının izinsiz açıldığı, caza verilmesi ve onbeş gün içinde izin almaları gerektiği, ayrıca şebeke suyunun da kaçak olarak kullanıldığı, bundan başka tankerlerle bilinmeyen yerlerden de su taşındığı yazıyordu.
Beni en fazla şaşırtan şebeke suyunun kaçak kullanılması oldu. Yani bizim para ile kullandığımız suyu bu milyarderler gizlice para vermeden kullanıyorlarmış. Ya da onlar parayı veriyor da bu para başka yerlere gidiyordu.
Yaptığım bir araştırmada golf tesislerinin çay kenarında, bir noktadan Söke şebeke suyu hattına girdiklerini ve oradan tesislere su çekildiğini gördüm. İşin ilginç yanı abone de olmuşlar. Birkaç ay abone olup yaklaşık yirmi bin lira ödeme yapmışlar ve sonra aboneliği iptal etmişler. Devrin su işleri müdürü “bizdeki kayıtlar bu” diyerek bu abonelikleri gösterdi de başka hiçbir şey söylemedi. Sökülen su saatlerini de bulamadık. O dönemde Aydın Büyükşehir statüsüne geçtiği için de su işleri Söke Belediyesinden alınıp Büyükşehir Belediyesi kuruluşu ASKİ’ye geçmişti. Bana göre milyonlarca liralık kaçak su söz konusuydu ve bu paranın cezasıyla birlikte tahsili gerekirdi.
Söke Belediye Meclisi bir araştırma komisyonu kurdu. Ben de bu komisyonda konuştum ve DSİ’den gelen raporu komisyona takdim ettim. Onlar da elde ettikleri sonuçları yetkili olan Aydın Büyükşehir Belediyesine gönderdiler.
Sonuç?????…
Burada olumlu sonuç alabildiğim tek konu çöp meselesi oldu. Belediyemiz iki görevliyle yerinde inceleme yapıp geçmişe yönelik 600 bin lira kadar bir borç çıkardı. Gecikme zammıyla birlikte 800 bin liradan fazla bir tahakkuk gerçekleşti. Ama asıl tahsilat suda yapılmalıydı, oradan bir ses çıkmadı.
Bu konulara devam edeceğim.