Bu işler aynen çorap söküğü gibi oluyor. Bir taraftan işin ucu kaçtı mı sökük devamlı büyüyor. Ruhsatsız yapılar meselesinden çöp vergisine geçmiştik. Oradan da aklıma su meselesi geldi.
Golf tesislerinin bitmez tükenmez su ihtiyacı vardı. Duydum ki bunun için önce arazi komşularına gitmişler. Teklifleri çok cazip. Artezyeni bunlar açacaklar. Bütün masraflarını üstlenecekler, arazi sahibi ihtiyacı olan suyu kullanmada öncelikli olacak. Onların kullanmadığı zamanlarda golf tesisleri kullanacaklar. Böyle bakınca çok kazançlı görünüyor, değil mi?
Arazi sahipleri senede en fazla on gün su alıyor. Fazlasına ihtiyacı yok ki… Kalan 355 günde gece gündüz golf tesisleri su çekiyor. Sonunda oralardaki artezyenleri kurutmuşlar. Bu sefer Ağaçlı sırtlarındaki arazi sahipleriyle Yamaç Köyü sınırları içindeki arazi sahiplerine giderek aynı teklifleri yapmışlar. Teklif onlara da cazip geldiği için kabul görmüş. Kısa zamanda oraları da kurutmuşlar.
Sevgili okuyucu, gelip geçenler bilirler. Orada konutların dışında bir adet “golf evi” dedikleri bina ve birkaç tane kafeterya gibi sosyal mekan ile idare binası var. Ayrıca da 18 delikli iki adet golf sahası mevcut. Bu golf sahalarının inanılmaz bir su tüketimi olduğunu duydum. Bakınız, golf sporunun sağlıklı yapılabilmesi için çimlerin devamlı biçilmesi gerekir. Biçilen çimler yapraklarını kaybettiğinden kendi besinlerini üretemezler ve zorunlu olarak kimyasallarla beslenirler. Bunun için de çok miktarda suya ihtiyaç vardır. Öyle ki, bunu düşünen Golf tesisi yöneticileri orada büyük bir gölet meydana getirmişler. Yaban ördekleri ve martılar bile bu göleti gerçek bir göl zannedip etrafını mesken tutmuşlar.
Ağaçlı yolu üzerinde eğer satılmadıysa Söke Belediyesine ait bir bahçe var. Bu bahçenin içinde bir artezyen ve de kocaman bir depo ile küçük, şirin bir ev var. Buraya kadar elektrik de çekilmiş. Tabi, söylemeye gerek var mı bilmiyorum. Bütün masraflar golf tesislerinden. Ağaçlı sırtlarından gelen bütün artezyen suları bu bahçedeki depoda toplanır olmuş. Oradan da tesislere pompalanıyormuş. Bahçe içindeki artezyenden de sular çekilip aynı yere gönderiliyormuş.
Bu bahçeye komşu olarak Hazineye ait de bir bahçe var. O bahçenin de belediye bahçesi ile sınır olduğu tarafa bir artezyen açılmış. Ancak bu iki artezyen de aynı havzadan su aldıkları için yeni açılan artezyen çalışırken diğerinin suyu çekiliyormuş.
O zamanlar bahçedeki evde bekçi olarak madenden emekli yaşlı bir kişi kalıyordu. Hatta bir belediye görevlisi Çarşamba günleri gelip bu kişiyi alıyor ve çarşamba pazarına götürüyordu. Masraflar alındıktan sonra da geri getirip evine bırakıyordu.
Hikaye ilginç değil mi? Bu paylaşıma devam edeceğim.