Dünkü yazımda Golf tesislerinin gerek Ağaçlı ve çevresinde, gerekse de Yamaç ve çevresinde açtıkları artezyenlerin sularını yılın tamamında aralıksız olarak çekerek oraları kuruttuklarından söz etmiştim. Bu işi sağlıklı bir şekilde yapabilmek için hem Söke belediyesine ait olan bahçeye, hem de Söke Çayı kenarında bir noktaya büyük depolar yapmışlar. Sular bu depolarda toplanıyordu. Ağaçlı’dan gelen sular daha önce sözünü ettiğim belediye bahçesindeki depoya, Yamaç sırtlarından gelenler de Söke Çayı kenarındaki depoya aktarılıp oradan tesislere pompalanıyordu.
Sanırım daha sonra bu Çay kenarındaki depo sökülmeye başlandıydı. Çünkü Yamaç taraflarında su kalmamıştı.
Sevgili okuyucu, o aralarda bir durum dikkatimi çekmişti. Hazineye ait olan bahçede bir artezyenleri vardı da, bu artezyenin izinli olup olmadığını bilmiyordum. Mevzuata göre, artezyen açmak isteyen bahçe sahibi DSİ’ye müracaat edip kullanacağı tahmini su miktarını belirtecek ve buna göre rezerv incelemesi yapılıp izin verilecekti. Hazine arazisinde bu izni kim talep etmişti?..
Bir başka konu da oralardaki konutların içme ve kullanma sularını nereden sağladıkları meselesiydi. Koskoca Dolar milyarderleri çeşmelerinden artezyen suyu kullanacak değillerdi her halde…
Kafam karışmıştı. O sırada 2014 yerel seçimleri yapıldı ve Belediye Başkanı olarak seçilen Sayın Süleyman Toyran beni yakın çalışma arkadaşları arasına aldı. Ben de Söke Kaymakamlığına bir dilekçe yazarak artezyenlerin izin durumunu ve de tesislere temiz suyun nereden geldiğini sordum. Kaymakamlık yazımı hem DSİ’ye, hem de belediyeye göndermiş. Belediyeden cevap hemen geldi. Yeraltı sularında tasarruf yetkisinin DSİ’de olduğunu, yeni Büyükşehir uygulaması nedeniyle şebeke suları yetkisinin de Büyükşehir belediyesinde olduğu belirtiliyordu.
DSİ’den cevap bir türlü gelmiyordu. Neredeyse yaz sonuna kadar bekledim. Sonra Kaymakamlığa gidip dilekçemin akıbetini sordum. Yazı İşlerindeki görevliler hem dosyaları, hem de bilgisayar kayıtlarını aradılar ama gelen bir cevap bulamadılar. Kendilerinden DSİ İl Müdürlüğünün telefonunu istedim ve verilen numarayı aradım. Çıkan memurla aramızda şöyle bir konuşma geçti:
“Söke’den arıyorum. Adım Ali Sarayköylü. Söke Kaymakamlığına bir dilekçe yazıp Golf tesisleriyle ilgili bazı şeyler sormuştum. Dilekçem size gönderilmiş ama henüz bir cevap gelmedi.”
Memur şaşırmıştı.
“Dilekçenizi hatırladım Ali Bey. O dilekçeye ben bakmıştım. Söke’ye gelip durumu inceledim. Siz haklıymışsınız. Artezyenler kaçak ve ceza yazılmalı. Ama ben cevap yazısını Söke Kaymakamlığına gönderdim.”
Ben de şaşırmıştım.
“Burada sizin yazınızı bulamadılar. Şimdi bir faks numarası versek o yazıyı tekrar gönderir misiniz?”
“Elbette gönderirim.”
Kaymakamlığın faks numarasını verdim ve birkaç dakika içinde yazı geldi.
Bu konuya devam edeceğim.