Yıllardır gazetelerde köşe yazarım. Siyasi partileri, özellikle de Ak Partiyi çok eleştirdim. En çok üzerinde durduğum konu da liyakat meselesiydi. Bizim siyaset adamlarımız için liyakattan daha önemli olan itaat oldu. Lider kayıtsız şartsız itaat istiyor. Ülkeye hizmet yolunda kendi çalışmalarına destek verecek bilgili ve birikimli insanlar yerine kendisine övgüler düzüp, her kararını coşkulu bir şekilde alkışlayacak dalkavukları tercih ediyorlar.nn
nSeçilenler geldikleri makamı sırf kendi kişisel yetenekleri ve birikimleriyle kazandıklarını düşünüp kibre kapılırken beraber yola çıktıkları, her güçlükte adeta kendilerine köprü olan yol arkadaşlarını görmezden gelip bir yalaka ordusuyla beraber olmayı seçiyorlar.nBelki bu eleştirilerden Sayın Cumhurbaşkanımızı ayrı tutabiliriz. Kendisi de eleştirilere pek tahammülü yok gibi görünüyor da, onun farkı gerçekten de her şartta partisini tek başına iktidarda tutabilme becerisidir.nSanırım partilileri de kendisini siyasetin büyük ustası olarak görüyorlar. 20 yılı aşkın bir süredir bir partiyi iktidarda tutabilmek, her seçimi kazanarak rakiplerini adeta umutsuzluğa düşürmek kolay iş değildir. Bakınız, bu iktidar sürecinde her şey mükemmel olarak da yaşanmadı. Üretim zaafları yaşadık. Yüksek enflasyon karşısında maaşlar yetersiz kaldı. Doğal afetler karşısında çaresizlikler yaşadık. Devletin refleksleri yetersiz ve yavaş kaldı. Terörle mücadelede gerekli başarıyı gösteremedik. Zaman zaman il ve ilçe örgütlerinde bile kibir ve yukarıdan bakma halleri yaşandı. Buna rağmen Sayın Erdoğan partisini sürekli olarak iktidarda tutmayı başardı.n*nBurada CHP’yi anlamak mümkün değil. Çok partili demokratik hayata geçtiğimiz günden bu yana seçim kazanamıyor. Bir gün bile tek başına bir iktidar nasip olmadı. Bunun için hırslanıp birlik ve beraberlik içinde çalışacaklarına herkes kendi önünde yer alan partilisinin ayağını kaydırıp yerine geçmeye çalışıyor. Bu durum illerde ve ilçelerde böyle olduğu gibi en üst parti yönetiminde de böyle. Üstelik parti içi iktidar mücadelesini kazananlar ilk olarak seçim kazanıp Türkiye’yi yönetme çabalarına düşeceklerine parti içinde kendilerine muhalif gördüklerini ortadan kaldırma çabasına düşüyorlar.nOnlar da eleştiri istemiyorlar. Sosyal demokrat söylemlerle seçmenin karşısına çıkmalarına rağmen kendilerine biat etmeyenleri anında siliyorlar. Bakınız, yerel seçimler öncesi belirlenen adaylar gerçek partililerin büyük bir bölümünün partilerinden bile istifa etmelerine yol açacak kadar tepki gördü. Bu durum ilçemizde de böyle oldu, ülkemizin pek çok il ve ilçesinde de aynı durum yaşandı. Buna rağmen Genel Merkez hatada ısrarcı oldu. Sanırım bu sefer siyaset insanlarına bir ders vermek ve patronun kim olduğunu hatırlatmak gerekiyor.nÖyle, bu milletin oyları hiç kimse için çantada keklik değil.