BEŞPARMAK ÖKSÜZ ÇOCUKLAR GİBİ…

Suyun ortasında susuzluk çeken bir bölgeyiz. Beşparmak Dağlarımızda yıllardır susuzluk çekilir. Halbuki o zümrüt gibi doğanın hayat bulduğu bir ortamda su sıkıntısından söz etmek biraz şaşkınlık verici değil mi? Devlet eliyle yapılan göletler su tutuyorlar ama bu suyun da adil ve verimli bir şekilde kullanılmadığı şeklinde iddialar duyuyoruz.


Aslında Beşparmak için söylenen hiçbir şeye, ortaya atılan hiçbir iddiaya şaşırmadığımızı söylemek isterim. Türkiye’nin pek çok coğrafyasında olduğu gibi, burada da korkunç bir doğa katliamı ve rant yağması yaşanıyor.
***
Yıllarca yazdık; “o maden şirketleri o dağları yaşanamaz hale getirmek için her türlü zararı veriyor” dedik. Yüzlerce yılda oluşmuş, bakmaya kıyamayacağımız fıstık çamlarını, zeytin ağaçlarını söküp adeta bir doğa katliamı yaparak kendilerine para kazandıracak kaya parçalarını çıkarıyorlar. Sonra da kamyonlara yükledikleri bu taşları adeta trafik terörü estirerek bölge dışına taşıyorlar. Yıllardır güzergahtaki köylerde herkes trafik terörü tehdidi altında yaşıyor. Öyle ki, köy içinde hız yapan kamyonların çarptıkları evlere girdiği bile olmuştu.
Onlara hiç kimse söz geçiremediği de biliyoruz. Devletimizin kıt kaynaklarla yaptığı köy yollarını da tahrip etmelerine rağmen ellerini ceplerine atmayı hiçbir zaman akıllarına getirmediler. Bir talep geldiğinde çıkardıkları madenlerin kalitesiz ve ucuz olduğundan söz etmekle yetindiler.
Sevgili okuyucu, aslında o bölge için bir zenginlik diyebileceğimiz kaya yazıları da Beşparmak için bir avantaj olamadı. Binlerce yıllık olduğu söylenen ve işlediği aile ve sevgi temasıyla eşsiz olduğu iddia edilen bu yazıtlara rağmen oralarda doğa katliamı devam ediyor.
***
Yıllar önce, sanırım, 1970 yılıydı. Öğrencilerimle birlikte bir piknik yapmak istedik. O zaman yine çocukların rehberliğinde ve tavsiye üzerine “Gülbe” dedikleri bir düzlüğe gitmiştik. Beşparmak Dağlarının zirveye yakın yerlerinde, birkaç futbol sahası büyüklüğünde bir düzlük alandı ve zümrüt gibi, yemyeşildi. Şimdi Beşparmak ile ilgili paylaşımlarda gördüğümüz uydu fotoğraflarında bil, kanser uru gibi kazılarak çölleştirilmiş alanları görüyoruz da, o düzlüğü göremedim. Alacağım cevaptan korktuğum için eski öğrencilerime de soramıyorum.
***
Bu türlü yatırımlar için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olarak ifade edilen bir rapor gereklidir. Bu rapor için yapılacak çalışma detaylı olarak anlatılıp kullanacağı toprak, su ve varsa kimyasallar belirtilir. Rezervler kontrol edilir. Toplantıya yatırımcı temsilcileriyle birlikte yerel yaşayanlar da katılarak fikir beyan ederler ve bir sakınca yoksa bu rapor verilir. Ama insanlar kurnazlığa kaçıyorlar. Bakanlık onaylı böyle bir belge almaya çalışmak yerine bir Vali Yardımcısının imzasıyla “ÇED gerekli değildir” şeklinde bir rapor alıp işlerini yürütüyorlar.
Ne güzel değil mi?