Son günlerde ülkemizin gündemi adeta başıboş sokak köpekleri oldu. Bazen bunun özellikle yöneticilerimiz tarafından gündemde tutulan bir konu olduğunu düşünüyorum. İnsanların merhamet duygularını öylesine hoyratça tahriş ettiler ki, bu konu diğer bütün sıkıntıların önüne geçti.


Ne pahalılık düşünüyoruz, ne de maaşlara yapılan komik zamları ve üstüne üstlük sanki eğlenircesine verilen demeçleri…
Aslında halkın verdiği tepki elbette doğrudur. Bizim binlerce yıllık dostlarımız ve kader arkadaşlarımız olan sokak hayvanlarına reva görülen zulüm elbette tepkisiz kalmamalıdır.
***
Bu vesileyle yıllar öncesine gitmek ve adeta ilk köpeğimiz olan Karabaş’tan söz etmek istiyorum. Sanırım 1973 yılıydı. Afyonkarahisar İlimizin Bolvadin İlçesinde Yörük Karacaören Köyü Güney Mezrasına atamam yapılmıştı. Soğuk ve karlı bir kış günü köye vardığımızda doğrulayıp okula yöneldik. Okulun önünde oldukça iri bir köpek yatıyordu. Biz ürkerek geri çekilince köylülerden biri seslendi:
“Korkmayın Hocam, o köpek okulun köpeği, öğretmenleri bilir ve bir şey yapmaz.”
Bu sözler bana manasız gelmişti ama gerçekten de köpek sakince yatıyordu. Sonradan öğrendik, adının karabaş olduğunu, öğretmen ve öğrencilere doğal bir korumalık yaptığını.
Karabaş okula gelen müfettişlere de dostça davranıyordu. Çocukları çok seviyor, onlarla oyunlar oynamaya bayılıyordu. Çocukları neyse ne de, öğretmen ve müfettişleri nasıl tanıdığını anlayamamıştım. Sonra onu da çözdüm. Boynumuzdaki kravattan tanıyordu.

Eşimle birlikte gezintiye çıktığımızda bize eşlik ediyor, adeta korumamız oluyordu. Tek üzüntümüz; Karabaş’ın çok yaşlı oluşuydu. Birgün hasta oldu ve yerinden kalkamaz hallere geldi. Yine de okulun önünde yatıyordu. Hem biz, hem de öğrenciler onu yattığı yerde özenle besliyorduk. Bir gece komşu ziyareti için lojmandan çıktık. Bir çocuk zincirinden tuttuğu bir köpekle karşımızdan geldi. Köpek havlayarak üzerimize saldırmak isteyince bir başka havlama sesi duyduk. Karabaş büyük bir gayretle yerinden fırlayıp saldırgan köpekle aramıza girmişti. Sonra çocuk köpeğini zincirinden çekerek götürdü. Karabaş da tekrar yattığı yere dönüp inlemelerine devam etti. Sabah kalktığımızda Karabaş ölmüştü. Üzüntümüzü tarif edemem. Sonra başka köylerde de köpeklerimiz oldu ve hepsine de Karabaş adını verdik.
Önümüzdeki günlerde o dostlarımızdan da söz ederim.