Aslında şu asgari ücret ve emekli zammı muhabbetlerinin gölgesinde ülkemizin geleceğiyle ilgili çok önemli gelişmeleri atlıyoruz duygusuna kapıldım. Doğrudur, halkımızın çok büyük bir bölümü gerçekten de geçim sıkıntısı çekiyor. Maaşı olanlar aldıkları parayla geçinemiyorlar. Enflasyon hiç bu kadar can yakıcı olarak hissedilmemişti. Bütün bunlar elbette ki bizi başka bir şey düşünemez hallere getirdi. Üstüne üstlük, bazı AKP’li dostların dillerine sakız ettikleri “yollar lüks otomobillerle dolu, eğlence mekanları sürekli ful çekiyor” lafları işin tuzu biberi oluyor.
Elbette ki ülke insanının hepsi de fakir değil. Öyle olsa bu iktidar yirmi yılı aşkın bir süre bu ülkeyi yönetebilir miydi? Ama gelir dağılımında büyük bir adaletsizlik ve uçurum olduğu da ortada. Yani “kasap et derdinde, koyun can derdinde” halleri. Bir tarafta bir gurup mutlu azınlık kendi ifade ettikleri gibi rahat bir hayat yaşarken büyük kitleler adeta yaşam savaşı veriyorlar. Galiba bundan sonra da biz bu fakirlikten ve geçim sıkıntısından çokça söz edeceğiz. Ancak, bugün değinmek istediğim mesele başka.
***
Ortada asgari ücret, emekli maaşı gibi konuları konuşulurken sanki gözümüz başka bir şey görmez oldu. Güney komşumuz Suriye’de ortalık kan gölüne dönmüş gibi. Suriye’de Beşar Esad yönetimine karşı olan muhalif guruplara ait silahlı güçler yönetimi ele geçirmiş durumdalar. Aslında ben bu durumdan rahatsız olmamız ve endişe etmemiz gerekir diye düşünürken, sanki durumu bir bayram gibi karşılayanlar var. Neden seviniyoruz, anlamak mümkün değil.
Komşu bir ülkede istikrar yoksa, bunun rahatsızlığı komşularında da hissedilir. Suriye’de şu anda istikrarlı bir yönetimden söz edebilir miyiz? Sivillerin büyük bölümü silahlı durumda. Devletin kolluk kuvvetleri tamamen etkisiz gibi. Bir taraftan da ezeli ve ebedi hasımları olan İsrail, topraklarını işgale başlayıp neredeyse başkente kadar gelmişler. Burada biz neye sevinip hangi zaferden söz ediyoruz anlamak mümkün değil.
Şu anda ülkemizde yaşayan milyonlarca Suriyeli var ve görünen o ki bunların neredeyse tamamına yakını ülkelerine dönmeye sıcak bakmıyor. Bunu da anlayabiliyorum. Çünkü o kaos ortamına kimse dönmek istemez. Üstelik burada ekmek elden su gölden yaşamak varken ne diye ateşin ortasına gitsinler ki?
Son söz; biz Suriye’de zafer falan kazanmadık. Orada iki kazanan varsa biri İsrail, diğeri de Amerika Birleşik Devletleridir. Zaten bu iki devlet dünyanın en büyük terör devletleridirler ve orada da kendi yetiştirip besledikleri terör örgütleriyle sonuca ulaşmışlardır. Sanırım şimdi de çöplerini bize toplatmak istiyorlar. Biz Suriye’de savaşmadık ve zafer falan da kazanmadık. Süleyman Şah türbesini bile koruyamadık da kaçırmak zorunda kaldık. Böyle zafer falan laflarıyla yaşadığımız hayat pahalılığını ve geçim sıkıntısını unutmamız mümkün değil.