Günlerdir Söke gündemini meşgul eden bir haber var. Özellikle Atatürk ve Fevzi Paşa mahallelerimizde yaşayan vatandaşlarımız araçlarının üzerini kaplayan ve adeta görüşü bile engelleyen bir maddeden şikayetçiler. Üstelik silinince çıkmadığı da iddia ediliyor. Bir hemşerimiz camları sirkeyle sildiğinde temizlendiğini, ancak aracın metal bölgelerinde aynı sonucun alınamadığını söyledi. Bunun organize sanayi bölgesinden geldiğini düşünenler de var ama ben bu maddenin çimento fabrikasından geldiği kanaatindeyim.
Daha önce de defalarca dile getirdim. 1964 yılında bu fabrika üretime geçtikten sonra şimdiki Novada alışveriş merkezinin olduğu bölgede ve de Atatürk mahallesinin olduğu yerde bulunan incir ağaçlarının yaprakları havaya savrulan çimento tozundan beyaz bir tabakayla kaplanırlardı. Sonra da bu tozlar sabahları meydana gelen çiğ nedeniyle nemlenip adeta bir beton sıva halini alırdı.
Geçtiğimiz yıllarda fabrikanın kapasitesi dört kat arttırıldı. Bunun için yapılan ÇED toplantılarında itirazlar da olup çekinceler ortaya konmasına rağmen bu kapasite arttırma işi gerçekleşti. Bir de, o ana yolu boydan boya geçen bant sistemi kuruldu ki, dağın taşını daha kolay ve yeterli miktarda fabrikaya taşıyabilsinler.
***
Sevgili okuyucu, dağda patlatılan dinamitler ayrı bir çevre zararı. Bakınız o dağların bereketi olan yer altı suları bu dinamitlerin etkisiyle oluşan çatlaklardan daha aşağılara kaçtılar. Bahçelerde sulama yapma imkanlarının azalması bir tarafa, ayrıca doğa harikası olan ve bir zamanlar Sökelilerin mesire yeri olarak kullandıkları yaz ve kış akan Şarlak bile kuruyup akmaz oldu.
Adeta “gözleri var ve görmüyorlar”. Kimsecikler o yok olan doğa harikası için bir soru da sormadı, bir açıklama da yapmadı. Halbuki bizim Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız ve Kültür Bakanlığımız var.
Bir ilgili çıkıp da bu şikayetler için açıklama yapmıyor. Aslında milletin bu kadar şikayet ettiği bir konuda çıkıp bir açıklama yapmaları gerekmez miydi?
Sayın Valimiz, Sayın Kaymakamımız çıkıp bir çift söz söyleseler, “öyle değil de, böyle” deseler en azından rahatlayacağız ve bu işin devlet tarafından kontrol edildiğini, halk sağlığını tehdit eden bir durum olmadığını düşüneceğiz.
İnsan ister istemez endişe ediyor ve düşünüyor; bu fabrika halkın sağlığını tehdit edecek ve hiçe sayacak kadar önemli bir kuruluş mudur?