Geçen hafta Golf Tesislerini ve orada yapılan su yağmasını anlatmıştım. Devletimizin yetkilileri her vesileyle suyun önemini anlatıp temiz su kaynaklarının korunmasının ne kadar önemli ve gerekli olduğuna vurgu yaparlarken burada yapılan su yağmasına ve hatta suların kirletilmesine sessiz kalınması gerçekten de hayret vericiydi. Yani bunlar her istediklerini yapıp sonra da hiçbir şey yapmamışlar gibi davranabiliyorlardı.
Ne yazık ki mesele sadece bu tesisler değildi. Adeta hayatın her alanında bu türlü istismarlar yaşanıyor ve yapılanlar yapanların yanına kazanç olarak kalıyordu.
Bakınız geçen hafta sonu sosyal medyada karşımıza çıkan bir haber bu düşünceyi ne güzel doğruluyor.
***
Yıllardır yazdığımız, adeta pehlivan tefrikasına döndürdüğümüz Beşparmak (Latmos) Dağlarındaki doğa katliamı için sonunda güzel bir haber alma mutluluğu yaşadık. Daha doğrusu; güzel iki haber.
Önce Avşar ve Yeşilköy Mahallelerimizde maden şirketlerinin yayılma girişimleri yargı tarafından önlendi. Latmos Çevre Platformu tarafından yargıya yapılan başvuru olumlu sonuçlanmış ve maden şirketlerinin yayılma emelleri şimdilik durdurulmuştu.
Benzer bir haber de Çine taraflarından geldi. Çine’nin Topçam Mahallesinde de önceden verilen “ÇED gerekli değildir” raporu mahkemece iptal edilmiş. Orada da kıyım şimdilik durdurulmuş oldu.
Sevgili okuyucu, bu vesileyle bir konuya dikkat çekmek isterim.
Bakınız, devletimiz bu türlü faaliyetler için ÇED raporunu zorunlu kılmış. ÇED, yani Çevresel Etki Değerlendirmesi…. Yani şimdi ağaçların kesilmesi, bitki örtüsünün ortadan kaldırılması, su kaynaklarının kirletilmesi ya da kurutulması olaylarının çevreye olumsuz olarak etki etmediğini iddia ve ifade etmek mümkün mü? Böyle bir iddia ve kararı iyi niyetli ve adil bulmak normal ve adil olarak karşılanabilir mi?
Bence “ÇED gerekli değildir” raporunun iptali yeterli değildir. Bu raporun altında imzası olanlardan da hesap sorulmalıdır. Böyle bir kararı hangi bilgi, hangi mantık ve hangi vicdanla verdikleri sorgulanmalıdır. Bu yetkililerin görevi kötüye kullanma iddiasıyla yargılanmaları gerekir. Binlerce insanı ekmek paralarından yoksun bırakarak yerlerini, yurtlarını terk etmeye zorlamak, yine sayısız hayvan türünü yaşam alanlarından yoksun bırakarak türlerini tehdit etmek cezalandırılması gereken bir suç olmalıdır.
Bu konuda söyleyecek birkaç sözüm daha olacak.
Türkiye Büyük Millet meclisinin kuruluşunun 125. Yıl dönümünü kutlarken demokrasi ile yönetilen bir ülkede yaşamayı bizlere layık gören devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e de saygı ve şükranlarımı ifade ediyorum.
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu olsun.