Okullar açıldı açılmasına da, neyi nasıl tartışacağımızı bilemedik. Bir taraftan değişen müfredatın eğitim sistemimize nasıl bir katkı yapacağını, çocuklarımızın geleceği için hangi yararların hedeflenerek böyle bir değişiklik uygun görüldüğü düşünülürken diğer taraftan da okullarda hizmetli ve diğer yardımcı personel sıkıntısı ortaya çıkmış.
AKP’li dostlarımız her vesileyle “Eski Türkiye-Yeni Türkiye” tanımlarını kullanarak kendi yönetimlerini övüp ülkeye bolluk ve bereket getirdiklerini iddia ederlerdi. Onlara göre AKP öncesi bu ülkede hiçbir olumlu icraat gerçekleşmemişti. Halbuki zaman zaman Merhum Adnan Menderes’ten söz ederken onun yaptırdığı barajlardan ve yollardan söz ediyorlardı. Bu ülkede Merhum Cumhurbaşkanı ve Başbakan Süleyman Demirel “Barajlar Kralı” unvanını almıştı. Öyle “yap-işlet-devret” gibi devletimizi onlarca yıl borçlandıran usullere gitmeden sahip olduğumuz, bugün de yüz akımız olan barajları devlet eliyle yaptırmıştı.
***
Sevgili okuyucu, aslında bu laf daha çok uzar da, ben uzatmayacağım. Çünkü bugün gündeme getirmek istediğim mesele bu değil. Yeni açılan okullarımız pislik içindeymiş. Velilerden ya da öğrencilerden sınıf temizliği yapmaları isteniyormuş. Düşündüm; acaba eski Türkiye’de böyle şeyler oluyor muydu diye, böylesi sadece köylerimizde yaşanırdı. Şehir merkezlerindeki okullarımızda mutlaka devletin görevlisi olan, devletten maaşını alan en az bir hizmetli olurdu. Yetmeyen yerlerde Okul Aile Birlikleri marifetiyle ücret karşılığı hizmetli görevlendirilirdi.
Ben bundan 65 yıl önce Sıdıka İlkokuluna devam ederken Allah Rahmet eylesin, Afet Hanım isimli bir hizmetli teyzemiz vardı. Annelerimiz bizi öğretmen ve yöneticilerden önce Afet Hanım Teyzeye emanet ederlerdi. Onun sevgisine, şefkatine ve anneliğine güvenirlerdi. Yani eski Türkiye’de yetmiş yıl önce bile okullarımızda hizmetli vardı. Sınıflar tertemiz olur, soğuk kış günlerinde sobalar gürül gürül yanardı.
Şimdi parasızlıktan okullarımıza hizmetli atayamıyoruz ama, çok şükür imamlar atayabiliyoruz. Yavrularımızın ders yapacağı mekanların temizliğinden daha önemli olan kalp temizlikleri değil midir? Allah muhafaza, eski bakanımız Hulusi Akar Beyefendinin dediği gibi; Allah korkusu olmadan yetişirlerse ne yaparız? İmamlarımız onlara Allah’tan korkmayı öğretirler. Eh, eğer fırsat ve imkan bulurlarsa öğretmenlerimiz de kuldan utanmayı öğrettiler mi sıkıntı kalmaz inşallah.
Son söz; nasıl ki itibardan tasarruf olmuyorsa çocuklarımızın eğitiminden de tasarruf olmaz. Onlar bu ülkenin geleceği.
Sayın Maliye Bakanı, lütfen…