Sanki hepsi de üst üste geliyor. Ülkemizin üstünde bir kara bulut dolaşıyor da, bizler ne yapacağımızı bilmeden çaresizce sıranın bize gelmesini bekliyoruz. Bakınız, ardı ardına yaşadığımız büyük deprem felaketlerinin yaralarını bile henüz saramamışken şimdi de Erzincan’da çok büyük bir toprak kaymasıyla kahrolduk. Dokuz canımız şu anda kaymış olan milyonlarca metreküp toprağın altındalar. Adeta diri diri gömülmüş durumdalar.nn nYok, şu kadar yüz kişi onları arıyormuş da, canlı olarak bulup çıkarmak istiyorlarmış da…nİnşallah diyelim de, daha önceki arama ve kurtarma çalışmalarını hatırlayınca pek de olumlu şeyler ümit edemiyoruz.n***nMesele elbette felaketi yaşayıp da sonra telafiye çalışmak değil. Asıl olan bu türlü felaketleri yaşamadan önce tedbirler alıp bunları yaşamamak.nElbette ki depremlere engel olamayız ama en azından depreme dayanıklı binaları sağlam zeminlere inşa edebiliriz.nElbette ki maden ocaklarımızda gereken tedbirleri alıp göçüklere ve de patlamalara engel olabiliriz. Liyakat sahibi, işinin ehli olan insanları göreve getirip hatır gönül dinlemeden kontrollerimizi olması gerektiği gibi yapar ve alınması gereken tedbirlerin eksiksiz olarak zamanında alınmasını sağlarsak maden faciaları yaşamayız.nSoma’da, Amasra’da yaşadığımız maden facialarını unutmadık. Hatta bir devlet büyüğümüzün yanında gezen bir sözde görevli acısını ifade eden bir madenci yakınını tekmelemişti de yabancı dil bile bilmeyen o kişi sonra yurt dışı göreviyle adeta ödüllendirilmişti.n***nŞimdi son olarak Erzincan’ın İliç İlçesinde faaliyet gösteren Anagold Madencilik tesislerinde meydana gelen toprak kaymasında toprak altında kalan 9 canımız için endişe ediyoruz. Haber televizyonlarda görüntüleriyle yer aldı. Gerçekten görüntü de dehşet vericiydi. Hiç kimse çıkıp da suçu üstlenmedi. Suçlananlardan da kendilerini savunacak bir açıklama duymadık.nBu türlü işletmelerin faaliyetlerine başlamaları için CED diye bir rapor almaları gerekiyor. Yani Çevresel Etki Değerlendirme Raporu. O yörede yaşayan insanların da katılımıyla toplantılar yapılıyor. Kurulacak tesis ile ilgili bilgiler verilip fikirleri soruluyor. Sonra da bir rapor hazırlanıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık raporu inceleyip uygun görürse ÇED olumlu diye bir rapor veriyor ve de çalışmalar başlıyor. Aksi halde o yatırımın yapılması mümkün değil.nBurada da aynı yol izlenmiş ve sonuçta bu rapor bakanlıktan alınmış ki, 2010 yılında bu tesisler kurulmuş. O dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı, yine o dönemdeki bürokratlar bu olayda sorumlu değiller midir? Eğer bir sorumlulukları yoksa o imzaları ne diye atıyorlar ki?..nSon olarak bir ekleme daha yapayım; bazen bu ÇED raporuna da gerek duyulmuyor. Bir Vali Yardımcısının imzasıyla ÇED gerekli değildir şeklinde bir rapor imzalanarak yatırımın önü açılıyor. Erzincan’da böyle olmamış, bakanlıktan ÇED raporu alınmış da, bizim Aydın’da gerekli değildir denerek rapor alınmadan verilen çevreyi tahribat izinleri olduğunu da duyuyoruz.nSon söz; madem bu kazalar oldu ve oluyor, bari sorumluların bir kere olsun cezalandırıldığını görsek de biraz olsun içimiz serinlese…