Gerçekten de kıyametin yaklaştığına inanmaya başladım. Yüce Rabbim aklımızı korusun. Bu nasıl bir vicdansızlıktır?
Birkaç gündür, okuduklarımız ve dinlediklerimiz akıllara zarar, kan dondurucu şeyler. Organlarını çalmak için bebekleri öldürüyorlarmış. Üstelik de bu vahşete, insanlık dışı bu yapılanlara hastaneler yardımcı oluyormuş.
Türkiye’de o kadar akıl almaz işler yaşanmaya başlanmış ki, insan olan inanamıyor. “Bu kadarı da olmaz demekten başka dilimize de aklımıza da bir şey gelmiyor. Ama ne yazık ki oluyormuş ve de olmaya devam ediyor.
***
Sevgili okuyucu, günlerce, haftalarca kayıp çocuklardan, cesedi bulunan küçük çocuklardan söz edip katillerinin kim olabileceğini tartıştık. Bunu yaparken olayların içinde yer alan herkese, özellikle de anne-babalarına ve yakın akrabalarına beddualar ettik. Bir türlü cinayeti aydınlatamayan ve suçluları bulup gerekli cezayı kesemeyen kurumları suçladık.
Sonra Gazze’den ve Lübnan’dan katliam haberleri gelmeye başladı. Oralarda hayatını kaybeden küçük çocuklar için yas tuttuk. Çocuk katili İsrail’e ve onun liderlerine beddualar ettik. O kadar galeyana geldik ki, savaştan söz edenlerimiz bile oldu. Biz böyle sürekli olarak başka yerlere bakarken meğer gerçek katliam Hastanelerimizn yeni doğan bebek yoğun bakım merkezlerinde yaşanıyormuş.
Daha önce yaşadığımız büyük deprem felaketlerinde de millet can pazarındayken, enkaz altından insan kurtarmaya çalışırken bazı vicdansızların oralarda da ceset ve organ hırsızlıkları yaptıklarını, kurtulmayı bekleyen canların canlarını alıp organlarını çaldıklarını duymuştuk da inanamamıştık. Şimdi minnacık bebeklere kıyıp organlarını satıyorlarmış.
***
Bir hastanenin yoğun bakım servisinin bir kısmı neden başkaları tarafından kiralanır ki?.. Allah aşkına, bunun mantıklı bir açıklamasını yapabilecek bir kişi var mıdır?
Özel hastanelerden bazıları bebek yoğun bakım bölümlerini kiraya veriyorlarmış. Diyelim ki, birileri kiralamak istedi, o hastanenin sahipleri ve de yöneticileri “neden” diye sorgulamadılar mı?.. “Bu bölüm sizin ne işinize yarayacak” diye sormazlar mı?..
***
Özel hastanelerin bir de derneği varmış. Neden böyle bir derneğe ihtiyaç duyuldu bilmem de, o derneğin başkanı olan Reşat Bahat isimli şahıs konuyla ilgili beyanatlar vermiş. En önemli sözü de şöyle:
“Kar edemediğimiz hatta zarar ettiğimiz bir işte sistem bu kadar nasıl kirlenebilir? Gerçekten anlamakta zorlanıyorum”
Ben de bu laflara inanmakta zorlanıyorum. Özel hastanelerin kar edemediğine siz inanıyor musunuz? Son zamanlarda hepsinin de birleri beş oluyor, on oluyor. Daha nasıl kar istiyorlar ki? Bire bin mi istiyorlar?
Bu Reşat Bahat isimli kişi bazı ilginç laflar da etmiş. Dernek başkanı olarak yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin kiraya verilemeyeceğini, mevzuatın buna müsaade etmediğini, Savcılık iddianamesinde İstanbul’da bu işi yapan 19 hastanenin adının geçtiğini söylüyor. Bahat’ın bu konudaki sözlerini de aktaralım:
“Kaldı ki yoğun bakımlar kiraya verilemez. Buna izin veren hüküm yok. Olsaydı bile bu hastanenin sorumluluğunu değiştirmezdi. Hastane kendi içinde yapılan her işlem için hastaya ve kamuya karşı sorumludur. Hiç kimse ‘Kiraya vermiştim, haberim yok’ diyemez. Haberi olmak zorunda.”
Zaten de haberleri mutlaka vardır. Yoğun bakımdaki bebeklere başka hastanelerden mi hekim geliyor? Aynı hastanenin doktor ve hemşireleri bakmıyorlar mı?.. Belli ki, hastaneler yapılacak ve de yapılan kirliliğin farkında ve böyle yaparlarsa sorumluluktan kurtulacaklarını düşünüyorlar.
Son söz; İddianame İstanbul’daki 19 hastane için düzenlenmiş. Yani İstanbul dışı için bir şey yok. Ülke genelindeki savcıları da görev beklediğini düşünüyorum. İstanbul’da olan bu rezilliğin başka bir ilde yaşanmaması mümkün mü? Artık sınırlarımız ötesine bile gösterdiğimiz hassasiyeti ülkemiz ve kendi insanlarımız içinde göstermemiz, silkinip temizlenmemiz gerektiğine inanıyorum.