Dünkü yazımda Golf Tesislerinin ruhsatsız ve de gaddarca, yani tüketene kadar ısrarlı su yağmasından söz etmiştim. Daha önce de defalarca anlattığım hikayeyi tekrarlıyorum. Sabırlarınızı zorlamak pahasına da olsa bunları anlatmaktan bıkmayacağım. İlla ki bir gün adaletin tecellisi gerçekleşene, hem doğaya zarar veren, hem de suları izinsiz kullanan, belediye şebeke suyunu bile gizlice parasız kullanan bu milyarderlerin cezalandırılıp doğaya ve kamuya verdikleri zararın tazmini yapılana kadar…
Sevgili okuyucu, Golf sporu, artık ne kadar sporsa, çimler üzerinde oynanıyor. Bu çimlerin sürekli sulanması gerekiyor. Yoksa kururlar. Ancak, başka bir detay daha var. Çimlerin sürekli biçilmesi gerekiyor. Biçilen çimler de kaybettikleri yaprakları nedeniyle fotosentez yaparak kendi besinlerini üretemedikleri için kimyasallarla desteklenmek zorundadır. Burada da aşırı kimyasal kullanılmaktadır. O havza Söke’nin tatlı su rezervlerinin bulunduğu alanlar olduğu için bu sular bu kimyasallarla zehirlenmektedir.
Bu konuyu o zamanlar konuştuğum şirketin bir bayan yöneticisine sorduğumda verdiği cevap karşısında şaşkınlığımı gizleyemedim. Cevabını mealen aktarıyorum:
“Hiç olur mu? Biz her şeyi düşünüyoruz. Bakınız, golf sahası için açtığımız alanda bulunan zeytin ağaçlarını kenarlara diktik. Onlara da aynı kimyasallardan kullanıyoruz ve çok güzel geliştiler. Yani zararlı değiller…”
Eğer kötü niyetli bir yalancı değilse fevkalade cahil bir yönetici diyeceğim. O kimyasallar elbette zeytin ağacını geliştirecektir. Çünkü bitkiler için üretilmişlerdir. Aynen hormonlu sebze ve meyvelerin insanlara zarar verdiği gibi onlar da insan ve hayvanlar için zararlı ve tehlikelidir.
İşin üzücü tarafı benzer ifadeleri o devrin belediye başkanı da kullanmıştı.
“Ali Hocam, Söke Ovası’nda da çok fazla kimyasal kullanılıyor. Oraya bir tepki göstermiyorsunuz…”
O zaman kendisine de arz etmiştim. Burada tekrar paylaşayım. Söke Ovası bizim tatlı su rezervlerimizin olduğu alan değildir. Yine de aşırı kimyasallara elbette karşıyım. Ama bu tesislerin bulunduğu alan tamamen tatlı su yataklarıdır.
***
Sevgili okuyucu, iş elbette sadece oralardan su çekmekle kalmıyor. Yamaç köyümüzün yer altı sularını da sömürüp tesislerine aktardılar. Hatta bunun için Söke Çayı içine büyük bir depo da yaptılar. Yamaç ve çevresinden çekilen sular bu depoda toplanıp oradan tesislere gönderiliyordu. Oradaki sular iyice derinlere çekilince verim düştü ve onlar da sonra bu depoyu söktüler.
Bu konulara devam edeceğim.
