Almanya’da Avrupa Futbol Şampiyonası finalleri başladı. Türk Milli Takımımız da bu finallere katılma hakkı elde ettiği için maçları izlemek bizim için çok daha heyecanlı hale geldi.


Takımımız ilk maçında Gürcistan’ı 3-1 yenerken bizi çok heyecanlandırdı ve hatta endişelendirdi. Doğrusu maç birkaç kez gitti geldi. Uzatma dakikalarında yakaladıkları pozisyonlarda gol olmaması bizim şansımız, Gürcistan milli takımının şanssızlığıydı diyebiliriz.
Maçın kritiği elbette spor programlarında yapıldı ve yapılıyor. Ben bu vesileyle sosyal medyada yer alan başka bir haberden söz etmek istiyorum. Türkiye Futbol Federasyonu 600’den fazla insanı bütün masraflarını karşılayarak bu şampiyonaya götürmüş.
Başka ülkelerle karşılaştırdığımızda rakamlara inanmakta güçlük çekiyoruz. Bakınız, İngiltere Futbol Federasyonu sadece Futbol Kafilesinin masraflarını karşılamış. Bunun dışında devlet kesesinden tek bir kişiyi bile oraya götürmemiş. Fransa daha cömert davranmış. Futbol kafilesi dışında 27 davetlinin masraflarını da karşılamış.
Sanırım her ülkenin kendine göre bir ölçüsü var. İsviçre Federasyonu futbol takımı kafilesi dışında 14 davetliyi ağırlarken İspanya Futbol Federasyonu 40 davetlinin, Portekiz Futbol Federasyonu da 33 davetlinin masraflarını karşılıyor. Hani o meşhur “dünya bizi kıskanıyor” sözü var ya, o sözü bu şampiyona için kullanabiliriz. Tam 613 davetlinin masraflarını karşılayarak dünyayı kıskandırmış bulunuyoruz.
Bu şanslı davetlilerin kimler olduğunu gerçekten de merak ediyorum. Tam da Kamuda Tasarruf Tedbirleri” adı altında bir tasarruf önlem paketi yayınlanmışken ve de kamuda çalışanların servis hizmetleri ve bazı özlük hakları bile tırpan yemişken bu maç izlemeye götürülen beleşçi turistlerimizin isimlerini merak ediyorum.
Haydi diyelim ki, onları götürenler kendilerine emanet edilen kamu kaynaklarını peşkeş çekerken elleri titremiyor, vicdanları da sızlamıyor. Peki, bu beleş daveti kabul ederek Almanya’ya giden, kamu kaynaklarından yiyip içen beleşçilerin de mi vicdanları bu ikramı kabul ediyor?
Son söz; Sayın Maliye Bakanım, bu yapılan en azından sizin ortaya koyup uygulanmasını istediğiniz tasarruf tedbirlerini de hiçe saymak ve hatta alaya almaktır. Bu aldırmazlığa ve “devletin malı deniz…” anlayışına dur demeniz gerektiğine inanıyorum.
Gereğinin yapılması dileklerimle saygılar sunuyorum.