Haberi okuyunca içim sızladı. Çavdar ve Sofular bölgesinde zeytinlik yangını diye haber yapmışlar. Yani yıllar sonra Latmos’ta bir yangın haberi gördük. Ben o dağlarda yangın olmaz diye düşünüyordum. Çünkü benim bildiğim Beşparmak Dağları bereket yuvasıydı. O dağlarda yaşayan köylülerimiz doğayı çocukları gibi koruyup kollarlardı.
50 yıl önce o dağlarda öğretmenlik yaptım. Devasa fıstık çamları köylü için en önemli geçim kaynağıydı. Hasatları aynı mevsime denk geldiğinden bazen zeytini toplayamazlardı. Zeytin ürünü ağaçların dibinde yığılır kalırdı. Köyde yirmiyi aşkın keçi sürüsü vardı. Sürü sahipleri köy dışında ağıllarda bakarlardı hayvanlarına.
Her sabah ciplerle Söke’deki mandıralara yüzlerce litre süt taşınırdı. Fıstık kozalaklarını almak için tüccarlar köylünün ayağına gelirlerdi. Dağlarında büyükbaş hayvanlar da beslenirdi. Hayvan sahipleri hayvanlarını meralara salar, ayda ya da iki ayda bir falan kontrol ederlerdi. Doğrusu o zamanlar hayvan hırsızlığı falan da yoktu.
Yani özetleyecek olursak, o dağlar oralarda yaşayan köylüler için bir nimetti. Geçim kaynağıydı. Bu nedenle de gözleri gibi korurlardı. Bölgemizde sık sık orman yangınları yaşanırken oralarda yangın görülmezdi. Bütün köylüler el birliğiyle, gönül birliğiyle o dağları korurlardı.


Sevgili okuyucu, sonra maden şirketleri geldi. Maden dediysem altın, gümüş gibi değerli metaller anlaşılmasın. Bir anlamda taş ve kaya parçaları. Onlar gelince de dağların bereketi kaçmaya başladı. Yerleştikleri her yeri kazıp adeta çölleştirmeye başladılar. O zümrüt gibi bitki örtüsü kızıl bir toprağa döndü. Kazdıkları yerler adeta uzaydan bile görülen bir çöl halini almaya başladı.
Sahip olduklarıyla hiç yetinmediler. Hep daha fazlasını istediler. Ne yazık ki köylüler arasındaki o doğayı koruyup geleceğine sahip çıkan birlik ve beraberlik de kalmadı. Üç kuruşa tamah edip yerlerini maden şirketlerine satanlar oldu. Oralarda çalışabilme uğruna kendi köylüsüyle ters düşüp düşman olanlar oldu. Doğayı korumak için kişisel çıkarlarını bir tarafa bırakan köylüler ne yazık ki kendi komşuları tarafından darp edildiler. Mahkemelere verilip cezalar aldılar.
Yani özetlersek; o dağların bereketi kaçmaya başladı.
Sonunda haberi gördük. Çavdar ve Sofular’da yangın. ..
Doğrusu bu haberle zaten azalan ümitlerim de kırılma noktasına geldi. O dağları o köylülerden başka kimsecikler koruyamaz. Koruyacak olanlar da inşallah bugünlere tamah edip çocuklarının yarınlarına zarar vermezler.