Bundan haftalar önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığından gelen bir ölçüm aracı Atatürk Mahallemizi mesken tutmuştu. Sonra kendine göre çalışmalarını bitirip geri döndü. Giderken de bir sonuç açıklamadı. Sanırım sonuçları önce Ankara’daki patronlarına aktaracak, sonra da kamuoyuyla paylaşacaklardı.
Doğrusu bunun nedenini anlayamadım. O aracın buraya geliş nedeni nedir? Hem çimento fabrikasının, hem de Organize Sanayi Bölgesinin üretim sürecinde Söke’nin hava kalitesine yaptığı olumsuz etkileri ölçerek ortaya çıkarmak değil midir? Madem ölçtün, açıkla kardeşim. Neden illa ki önce bakanlık öğreniyor?
İnsanın aklına türlü çeşit kuşku geliyor. Acaba ölçümler istenildiği sonuçları vermiyorsa açıklanmayacak mı? Ya da farklı mı açıklanacak? Kullanılan teknolojiyi elbette bilmiyorum da, ama insan kuşkulanıyor; acaba yolda giderken, Ankara’ya varana kadar sonuçların değişme imkanı var mıdır?
İnsanları böyle saçma sapan düşüncelere götürecek davranışlara ne gerek var ki?


Bizler bir şeyi anladık ki; bu fabrika ne kadar zehir saçarsa saçsın, o zehirli üretimine devam edecek. Zaten fabrika yöneticileri havayı kirletme iddialarına karşı çıkmıyorlar. Bu iddialara cevap da vermiyorlar. O konudaki soruları duymazdan geliyorlar ve kendi istediklerini söylüyorlar. Siz kendilerine hava kirliliğini sorsanız, cevap hazır:
“Biz son derece kaliteli ve depreme dayanıklı çimento üretip bunu dünyanın çeşitli ülkelerine satıyoruz.”
Bu lafları Aydınlı gazetecilerle yaptıkları bir toplantıda dile getirmişlerdi de oradan aklımda kalmış. Yani bizim için çok önemli olsa da bu beyefendiler için fabrikanın havayı kirletmesinin, insanları ölümcül hastalıklarla karşı karşıya bırakmasının pek de önemi yok. Önemli olan depreme dayanıklı çimentolar üretip bunu da dünyanın çeşitli ülkelerine satmak.


Söke Çimento Fabrikası adeta bir krallık gibi. Her istediğini yapıyor. Üretim kapasitesini dört kat arttırdı, hiç kimse sesini çıkaramadı. Bunun için gerekli olan ÇED raporunun olduğundan da emin değilim.
Patlattıkları dinamitlerle yeraltı sularını derinlere kaçırdıklarını defalarca yazmıştım. Son zamanlarda o dağlarda görülmemiş sıklıkta yangınlar meydana geliyor. Çünkü dağları kuruttular. Bakınız, bir doğa harikası olan, aslında koruma altın alınması gereken Şarlak bile kurudu. Halbuki Sökeliler böyle sıcak havalarda oraya pikniğe giderlerdi.
Çimento Fabrikası üretim artışını öylesine kontrolsüz boyutlara çıkardı ki, Türkiye’nin en işlek karayollarından biri olan ve Ülkemizin tamamını turizm beldelerine bağlayan yolun üstüne bile garip bir düzenek kurup kaya parçalarını oradan taşımaya başladı. Alışkınlar, ne istedilerse yapıyorlar.
Ne yazık ki biz kendilerine alışamadık. Çünkü bizi hasta ediyorlar. Ürettikleri çimento depreme dayanıklı olsa da bizim ciğerlerimiz çimento tozuna dayanıklı değiller.