Bazıları galiba savaşı oyun sanıyorlar. Sadece sosyal medyada değil, anlı şanlı televizyon kanalları bile adeta bir delilik krizine tutulmuşlar gibi. “Bu gece saldırı olacak. Türkiye savaşa giriyor” gibisinden çılgınca başlıklar atıyorlar.
Sevgili okuyucu, Türk Milleti savaşın yıkıcı sonuçlarını da, acılarını da en ağır biçimde yaşayarak denemiştir. Bu savaş çığırtkanları bu işi şaka ya da bilgisayar oyunu gibi düşünüyor olmalılar. Bakınız, Türkiye ayakları yere basmayan kararlarla, sadece hayallerinin peşinde koşup 1. Dünya Savaşına girdi. Sonuçta 600 yıllık bir imparatorluk battı ve vatan topraklarının her karışı düşman çizmesi altında inledi. Eğer Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının mucizevi direnişi olmasa şu anda belki de bir sömürge devleti olarak kalacaktık.
Yani pirince giderken evdeki bulgurdan da olmanın ötesinde evi bile kaptırmıştık.
***
Savaşsız, huzur içinde geçen yıllarımız oldu. Türkiye o barış yıllarında hem borcunu, harcını ödeyip hem de komşularıyla kıyaslanamayacak bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdi. Sonra neden olduğunu bugün bile anlayamadığım bir başka savaşın içinde bulduk kendimizi. Dünyanın bir ucuna, Kore’ye asker gönderdik. Bize süslü nutuklar atılmıştı. Bu nutuklar bizi adeta köyün delisi yaptı. Birleşmiş Milletlerin daimi üyelerinden bile fazla asker gönderdik. Doğal olarak da bütün devletlerden fazla kayıplar verdik. Orada da askerimiz adeta sömürge askeri gibi kullanıldı. Sonuçta yüzlerce can kaybı ve binlerce de kolunu, bacağını kaybetmiş gazi…
Ölenler niye öldüklerini bile anlayamadan öldüler.
***
Sonra birden ortaya Kıbrıs sorunu çıktı. Artık başkaları için can alıp can vermeyeceğimizi anlayan sömürgeciler bu sefer önümüze soydaşlarımızı koydular. Orada da savaşıp kardeşlerimizin hukukunu savunduk. Yıllarca ambargolar altında sıkıntı çekip 70 cente muhtaç hallere düştük.
Yetmiyormuş gibi, 40 yıldır da PKK terör örgütüyle mücadele diyoruz. Bu örgüte silah ve mühimmat tedarik eden, siyasi arenada onları koruyup kullanan sözde müttefiklerimiz olan sömürgeci devletler bu terör örgütüyle mücadele azmimizi kırmak için silah ambargoları bile koydular.
Biz onlara dost ve müttefik demeye devam ettik.
Son söz; bizim kimseye iyilik borcumuz yok. Ülkemizi yönetenler sadece bu ülke insanına karşı bir huzur ve refah borçları olduğunu, buradan ötesinin Allah’ın takdiri olduğunu lütfen hatırlasınlar. Savaş lafını da kimse ağzına almasın. Savaş ancak vatan toprakları tehdit altındayken konuşulur. Bunun için de önce içimizdeki milyonlarca ne oldukları belirsiz göçmenden kurtulmak gerekir. Sırtımızı onlara dönerek savaşamayız.
