Söke güç birliği hareketi sorunları öncelik sırası belirleyip ele alarak çözüme ulaştırmayı hedefliyor. Bu bakımdan bazı hemşerilerimiz kendi önceliklerini göremediklerinde bunların göz ardı edildiğini düşünmesinler. Amacımız gündeme getirilen bütün sorunları ilgililerin ve de kamuoyunun önüne getirmek olacak.

Bizler çevre sorunlarını önemsiyoruz. Doğal güzellikler ve de zenginlikler bakımından Allah’ın ilçemize ve de bölgemize oldukça cömert davrandığını düşünüyorum.
***
Evliya Çelebi’nin ifade ettiği gibi; dağlarından yağ, ovasından bal akan bir bölgedeyiz. Ne yazık ki bu zenginliklerin farkına varmadan hoyratça harcıyoruz. Bakınız, bal aktığı ifade edilen 370 bin dönümlük ovamız pamuğun başkenti olarak anılıyor. Yıllar içinde hem Büyük Menderes Nehri’nin, hem de ondan meydana gelen azmakların can verdiği bu bereketli ova o kadar hoyratça kullanıldı ki…
Daha fazla verim alabilmek için kullanılan ilaçlarda ölçü abartılıp hem toprak, hem de su adeta zehirlendi. Ovamız yine de direniyor. Umarım, son zamanlarda sayıları artan bilinçli çiftçilerimiz ve çiftçi önderlerimiz sayesinde bu işlerin de artık bir bilim olduğu, her şeyin kararınca yapılması gerektiği kabul görür.
Ovamız böyle de, dağlarımız farklı mı? Oraları daha da acınacak durumda. Hem bereket yuvası, hem de oksijen deposu olan Latmos (Beşparmak) Dağlarımızda maden şirketlerinin talanı nedeniyle yeşil adeta yok ediliyor. Bunlara hangi akıl ÇED olumlu raporu verdi, anlamak mümkün değil. Bakınız, yüzlerce yılda meydana gelmiş olan muhteşem bitki örtüsü ve devasa çam ağaçları sökülüp, o dağlar adeta çölleştiriliyor. Maden havzaları uzaydan bile görülen birer kanser uru gibi… Üstelik çıkarılan madenler de altın değil, gümüş değil, birer kaya parçası. Bunun için o güzellikleri peşkeş çeken, “çevreye olumsuz etkisi yoktur” şeklinde raporlar veren ilgililer bunun vebalini nasıl ödeyecekler? Haydi diyelim ki insanı hiç düşünmediniz de, o doğal örtü içinde hayatlarını sürdüren hayvan türleri ve de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan endemik bitkiler de mi hiç düşünülmedi?
Birileri para kazanmak için o güzelim doğayı ve insanlık mirasını yok ederken ne yazık ki devlet de, millet de sadece seyrediyor.
Bazıları da güya bu dağları savunuyorlar. “Latmos milli park olsun” diye garip ve hiçbir yararı olmayacak istekleri slogan yaparak sorunun çözümüne çaba harcadıklarını düşünüyorlar. Burada tekrar etmek istiyorum; milli park Latmos’u maden faciasından kurtarmaz. Çünkü milli parklarda madencilik yasak değil. Tam aksine, oralarda arıcılık, hayvancılık ve ziraatçilik gibi köylüyü toprağa bağlayacak çalışmalar yasak.
Söke’nin sorunlarına devam edeceğim.