Söke’nin çevre sorunlarından söz ederken bazı okuyucularımızdan da uyarılar geliyor. Elbette her hemşerimizin kendilerine göre tespit ve değerlendirmeler vardır da, en fazla dile getirilen konulardan biri, Çorapçı Boğazı’nda bulunan maden ocağında patlatılan dinamitler.nn
nB patlamaların da en az Çimento fabrikası tarafından patlatılan dinamitler kadar çevreye zarar verdiği, tatlı su rezervlerinin derinlere kaçmasına neden olduğu iddia ediliyor. Üstelik patlatma sonucu oluşan toz bulutunun rüzgar etkisiyle Söke üstlerine kadar geldiği ve nefes alıp vermeyi sağlıksız hale getirildiği de iddia ediliyor.nSon olarak burada patlatılan dinamitlerin meydana getirdiği sarsıntıların Söke-Kuşadası yoluna da zarar verdiği, yer yer çatlaklar oluşmasına neden olduğu ifade ediliyor.n***nSon yıllarda çevre sorunları konuşulurken işin içine illa ki Organize Sanayi Bölgesi de katılır. Bence de oradaki dev sanayi kuruluşlarının çevreye zarar vermeden üretim yapmaları imkansız gibidir. İlla ki bir zarar yaparlar.nBurada en fazla iddia edilen, yeraltı sularının hoyratça tüketilmesi olayıdır. Ama somut olarak görüp yaşadığımız olay ise sık sık ortaya çıkan ve özellikle de Atatürk ve Fevzi Paşa Mahallelerimizde hissedilen dayanılmaz pis kokulardır. İnsanların bu kokular nedeniyle camlarını açamadıklarını duyuyoruz.nÜretim ve istihdam sağlama insanları böyle kokulara mahkum etmek için bir gerekçe olamaz. O mahalleler oradaki fabrikalardan çok önceleri oradaydılar. İnsanlar belki de bir ömür vererek gerçekleştirdikleri birikimleriyle almış oldukları evlerde bu kokuyu çekmek zorunda olmamalıdırlar. Bu koku önlenebiliyorsa önlenmeli, önlenemiyorsa o fabrika kapatılmalıdır. Birileri para kazanacak diye binlerce kişi maskelerle dolaşmaya mahkum edilemez.n***nÇevre sorunları deyince Söke’nin ortasından geçen Söke Çayı’ndan da söz etmeden olmaz. Aslında dere yatakları içinde bulundukları kenti güzelleştiren zenginliklerdir. Ne yazık ki Söke Çayı Söke için bir zenginlik yerine bir kadersizlik durumundadır.nDevletin kurumları bu doğal varlığımızı gerçekten de ıslah edip güzelleştireceklerine yasak savma kabilinden çalışmalarla sorunu daha da arttırıp adeta çözümsüz hale getirecek uygulamalarla vakit geçiriyorlar.nSon olarak eski milletvekilimiz de başına baret geçirip DSİ yetkilileriyle köprü üzerinde Çay Projesini anlatmıştı. Ben o barete takıldığımdan projeyi bile anlayamamıştım. O köprüden ben de dahil olmak üzere, her gün binlerce insan geçiyor. Hiç birimizin kafasına bir şey düşmedi. Orada barete ne gerek vardı ki?.. Neyse, zaten anlatılanlarda anlayacak bir şey de yokmuş. Yapılan proje ortada işte. Güzel ve doğru olan sadece duvarları oldu. Başta taban betonu olmak üzere, kalan her şey rezalet. Yazık devletin paralarına. Şimdi Vekilimizin başında baretle proje anlattığı o köprülerden geçenler pis kokuları duymamak için burunlarını tıkıyorlar.nSöke’nin sorunlarını yazmaya devam edeceğim.