SONUNDA AÇIKLANDI
Sonunda herkesin merakla beklediği yeni asgari ücret miktarı açıklandı ve milletçe başımız göğe erdi. Bir aydır bununla yatıp kalkıyorduk. “Yok şöyle olursa zam miktarı bu kadar olur, aksi halde şu kadarda kalır…” gibisinden laflardan artık bıkkınlık gelmişti. Arada bir de televizyonlarda uzmanlar çıkarılıyor ve güya asgari ücrete yapılacak zammın miktarı için ahkam kesiyorlardı.
Biz de merakla izliyorduk. Uzman ekonomistler rakamı düşük açıklarsa hayal kırıklığı oluyordu da, onu çabuk unutuyorduk. Ama içlerinden bazıları hakikaten ballı rakamlar ifade ediyorlardı ve bizim için de işinin ehli ekonomi üstatları onlardı. Çünkü işimize öyle geliyordu. Ancak; aklımıza getirmediğimiz en önemli ayrıntı, karar vericilerin onlar olmadığı gerçeğiydi. Cumhurbaşkanımız raconu kesti ve %30 dedi. Eh, kendi ifadesinden de öğrendiğimiz gibi, uzmanlık alanları da ekonomi olduğu için sesimiz çıkmadı.
***
Sesimiz çıkmadı ama sessizce düşünmeyi de sürdürdük. Kendi kendimize çeşitli sorular da sorduk.
“Neden %30 zam uygun görüldü?”
“Bu rakam belirlenirken enflasyon mu dikkate alındı, yoksa bütçe imkanları mı?”
“Eğer bu rakam hedeflenen 2025 yılı enflasyonu dikkate alınarak belirlendiyse devletin tahsil edeceği vergi ve cezalarda ne diye bu oran kullanılmadı?”
***
Öğreniyoruz ki, aslında bu asgari ücret belirleme işinde ne Bakan Beyefendinin ne de Sayın Cumhurbaşkanının bir yetkisi yokmuş. Bu konuda tek yetkili komisyonmuş. Halbuki bu sene bu ücreti kimin belirlediğini bilmem de, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun belirlemediğinden eminim. Çünkü daha toplantı başlarken Sayın Bakan rakamı açıklayıverdi. Yani o toplantıya rakam cebinde olarak gelmiş.
Biz daha önce yapılan Asgari Ücret Tespit Komisyonunun toplantılarında temsil edilen işveren tarafının hiçbir önerisini duymadık. Demek ki önerileri varsa bile bunu komisyon toplantıları dışında yaptıkları görüşmelerde aktarmışlar. Çünkü açıklanan sonuç onlar için sürpriz olmamış gibi görünüyor.
Sanırım işçi temsilcileri de kararı önceden öğrenmişler. Çünkü bir karar toplantısı olarak düşündüğümüz bu toplantıya mutlaka katılırlardı. Demek ki rakamı öğrendiler ve toplantıya katılmayı gereksiz buldular. Bence yanlış yaptılar. O toplantıya katılıp tepkilerini açık olarak ortaya koyacaklardı. Kaçak güreşerek bir yere varılmaz. Toplum önderleri her durumda dik durmayı seçmelidirler.
***
Son söz; İşçileri temsil eden Türk İş, üçüncü toplantı sonrası bir rakam açıklamıştı da, komisyonun paydaşları o teklife cevap vermeye bile gerek duymamışlardı. Demek ki kafalarında zaten bir rakam varmış. Sahi bu komisyon neden oluşturuldu ve de çay içmenin dışında ne iş yapıyor? Nasılsa kararı onlar vermiyor. Masadaki paydaşlar bir rakam bile ortaya koyamadılar. Hani, belki de kendi aralarında konuşup tartıştılar diyeceğim de, işçi tarafını temsil eden Türk-İş temsilcileri masaya bir rakamın gelmediğini, sadece kuru pasta ve çay geldiğini ifade ettiler.
Sanki her şey bitmemiş gibi duruyor. Öyle bir hava esiyor ki, sanki herkes lafın sonunu bekler vaziyetlerde. Sayın Cumhurbaşkanımızdan yeni bir açıklama ve zammı bir miktar daha arttırma müjdesi bekliyorlar.
Umut fakirin ekmeği demişler.
İnşallah diyorum.