Biz bir açılım süreci yaşamıştık. Bu süreç o zamanlar da ülke insanının pek çoğunun içine sinmemişti de, vatandaşı ikna için adeta özel ekipler oluşturulmuştu. Kendilerinin bu milletin genelinden daha akıllı oldukları düşünülen ve de iddia edilen bir gurup insan “Akil Adamlar” olarak adlandırılıp ülkenin dört bir yanında vatandaşı ikna turlarına çıkarılmışlardı. Beni ikna edememişlerdi. Sırf sesi güzel ve yanık yanık şarkılar söylüyor diye bir şarkıcı, ya da oynadığı filmlerde halkın beğenisini kazanan bir film yıldızının bu meziyetleri kendilerinin ülke insanından daha akıllı olduğunu gösteremez ki…
O akil insanlara devlet kesesinden maaşlar da ödenmişti. Yani hem Allah, hem de devletimiz “yürü kulum” demişti. Onlar da yürüdüler ve halen de yürüyorlar.
Yaptıkları hizmet ne kadar işe yaradı bilmiyorum da, sonu hiç de iyi bitmemişti. Açılım sürecinde örgüt propagandası yapılmış ve zayıflayan terör safları güçlenmişti. Arada şarkılar, türküler söylenirken gizli tahkimatlar da yapılmış. İşin sonu Diyarbakır’da kazılmış olan tünellerde gerçekleştirilen savaşlarla sona erdi. Elbette ki devletimiz teröre haddini bildirdi de, bu yolda pek çok vatan evladı da şehadete yürüdü.
***
O günden sonra da terörle mücadele sürdürüldü. Neredeyse de terör bitme noktasına geldi. Şimdi adeta yeni bir açılım süreci başlatılıyor. İşin inanılmaz olan tarafı bu süreci başlatanın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli olması. Devlet Bey durduk yerde, ortada terör eylemleri bile görülmezken çıkıp terörist başından terörün bitirilmesi için yardım istedi. Hatta karşılığında özgürlüğe uzanacak vaatlerde de bulundu.
İçine sinen siner. Benim içime sinmedi. Hapisteki bu kişi bu harekatın başlatıcısı değil miydi? Terörü başımıza saran ve yıllarca ülkenin kaynaklarını harcatıp on binlerce gencimizin de şehit olmasına sebep olan kişi bu değil miydi?
İşin ilginç olan yanı; terörist başının şu anda kendini naza çekiyor olması. Bakınız, kendisini ikinci kez ziyaret eden heyete cevabını vermemiş. Konuyla ilgili hazırlık yaptığını söylemiş. Yani kendisini adeta devlet yerine koyup barış şartları ileri sürecek. Bunu kabullenmek mümkün değil.
Üstelik o ziyareti yapan DEM Parti sözcüsünün açıklaması da kabul edilebilir bir durum değil. Kendisi bir savaştan söz ediyor ve savaşın bitirilmesi gibi laflar ediyor. Savaş iki devlet arasında yapılır. Terör örgütü bir devlet değildir. Dolayısıyla da bir savaş söz konusu değildir. Onlarınki devlete baş kaldırmaktır. Bu işin şartı falan olmaz. Kayıtsız şartsız bir pişmanlık gerekir.
Barış şartları ileri sürmek sözün bittiği yerdir. Devlet teröristle pazarlık etmez. Görüşmeler hemen kesilmeli, herkes kendi normaline dönmelidir. Artık söylenecek ne kaldı ki?..