Önce büyük bir sabırla 3 Temmuz tarihini bekledik. Bu tarihte TÜİK nam kuruluş Haziran ayı enflasyon rakamlarını açıklayacak ve de yaklaşık 16 milyon emeklinin alacağı Temmuz zammının miktarını belirlemiş olacaktı. Rakamlar açıklandı ve hemen herkes “yok artık” diyerek tepki gösterdi.

Biz TÜİK’in enflasyonu düşük gösteren tespit ve açıklamalarına alışkındık da, bu kadarını hiç kimse beklemiyordu. İnsanlar Haziran ayı için %2,5 gibi bir rakam bekliyorlardı ve bu beklenti de TÜİK’i iyi tanımamızdan kaynaklanıyordu. Yaygın kanaat, nasılsa gerçek rakamların paylaşılmayacağı, enflasyonun düşük gösterileceği şeklindeydi. Ama bu kadar da düşüğünü beklemiyorduk. Haziran ayı enflasyonunu %1.64 olarak açıklamak “bu ülkede enflasyon yok” demektir.
Öyleyse taze fasulyeyi kim 100 lira yaptı?..
Bakınız, geçen ay alışveriş merkezlerine gittiğimizde aldığımız ürünleri şimdi tekrardan aldığımızda adeta iki katı ücret ödüyoruz. Yani bu işte bir yanlışlık var. Ya pazarcı esnafı ve de zincir marketler yanlış içindeler, ya da TÜİK bir şeyleri yanlış yapıyor. Bakın mahalle bakkallarından söz etmiyorum bile. Onlar zaten arada kalmışlar, sesleri solukları çıkmıyor.
Bence TÜİK’in kaldırılması gerekir. Hiçbir işe yaramayan, üstüne üstlük milletin kafasını karıştırıp devlete olan güveni zedeleyen bu kuruluşun artık zarardan başka yaptığı bir iş yok. TÜİK’i kapatıp masrafından kurtulalım ve böylece toplumsal huzurumuzu zedeleyen tatsız tartışmalar da ortadan kalkmış olur. Bence onun yaptığı sözde görevi Sayın Maliye Bakanımız çok daha iyi yapar diye düşünüyorum. Bu son zamları Sayın Bakan bile daha yüksek tahmin etmişti.
***
Emekli maaşlarına o komik zamlar yapılacak ya, şimdi burada da dikkatleri dağıtmak gerekiyor. Her dönemde olduğu gibi, gene “kök maaş” lafları ortaya çıktı. Anlamak mümkün değil. Emekli maaşları bir bitki midir ki, kökleri, gövdesi ve de yaprakları olsun? Bakınız, meyvesinden hiç söz etmiyorum bile. Eğer bir bitkiyse bile çiçek açmayı ve de meyve vermeyi çoktan bırakmış.
Ne demek kök maaş?
İnsanın bir tane maaşı olur. Her ay gider, o maaşını alır ve “Allah devletimize, milletimize zeval vermesin” diyerek dualar edip evine döner. Kökü şu kadar olursa zammı bu kadar olurmuş da…
Sayın büyüklerimiz, lütfen yapmayın. Biz sizi anlıyoruz. Ülke üretemez oldu. Borçlar alıp başını gitti. Sayın Bakan mesaisinin büyük bölümünü borç bulmak için harcıyor. Belki de gönlünüzden geçen zammı emeklilere veremiyorsunuz da, ama böyle “kök, dal, yaprak” diye kafa karıştırmaya gerek yok. “Kardeşim, şu kadar lira maaş alıyordun, yüzde şu kadar zamla şu kadar maaşın oldu” deyip tartışmaların önüne geçmek gerekir. Kuru laflarla hiçbir sorun çözülmez.
Hem, veren el, alan elden daha hayırlı değil midir?..