Bu kent adeta dökülüyor. Neresinden tutacağınızı bilemiyorsunuz. Adeta dokunduğunuz yer elinizde kalacak gibi bir şey…
Bakınız, hafta sonunda kırsalda yangınlar yaşandı. Nalbantlar çevresinde 20 hektarlık zeytinlik yangını ve Tuzburgazı yolu kenarında da otların tutuşması sonucu çıkan yangınlar. Çok şükür, karadan ve havadan gerçekleşen müdahaleler sonucu yangınlar söndürüldü.
Biz yangın alanının ne kadar olduğunu elbette bilmeyiz. Sosyal medyadan duyurulan 20 hektarlık, yani 200 dönümlük zeytinlik alan. Bu rakama sevgili dostumuz Baki Suna itiraz etmiş. Kendisine göre yanan alan en azından bu rakamın on katı.
Kisir Mahallemizin eski muhtarı olan Baki Suna kardeşimiz boş konuşmaz. Bu rakamı da kafadan attığını düşünmüyorum. Öyle diyorsa mutlaka öyledir. Yani yanan zeytinlik alanı 2000 dönüm kadardır.
Ne diye yanlış bilgi veriyorsunuz kardeşim?


Baki Suna için insan çok kıymetlidir. İnsana kıymet veren de doğadaki ağaçlara, diğer bitki türlerine ve hayvan varlığına kıymet vermelidir. Bu konularda çok laf eden, konuşarak mangalda kül bırakmayanlar oldu. Lütfen dostlarım alınmasınlar ama Beşparmak köylerinde iki kişiyi ayrı tutarım. Biri Çavdarlı İhsan Garagöz, diğeri de Kisirli Baki Suna.
İhsan o dağları madencilerden korumak için adeta destansı bir mücadele verdi. Mahkemelere verilip cezalar aldı. Dayaklar yedi. Ama o mücadelesi zaman zaman başarılı sonuçlar da aldı.
Baki de bir zamanlar o dağlarda uranyum madeni ve radyasyon tehdidine karşı mücadele vermişti. O zamanlar Kisir Köyünün muhtarıydı. Öyle ki, eşi hanımefendi ile beraber radyasyon tehdidine dikkat çekmek için saçlarını bile kazıtmışlardı.
Bu adamlar doğru bildiklerinin ve de inandıklarının arkasından sonuna kadar giderler. Onlara kimse yalan söyletemez.
Beni Baki Suna’ya inanmaya zorlayan bir diğer sebep de bu türlü konularda hep yalan konuşulup yalan bilgi verilmesi. Neden böyle yapılır bilmem de, ama bu duruma çok sık tanık oluyoruz.


Sevgili okuyucu, yazının peşrevi uzun oldu da, sanırım ana fikri de bu peşrevde saklı.
Son söz; insan ister istemez kuşkuya düşüyor ve aklına kötü şeyler geliyor. O yangın alanlarından gözlerimi ayırmayacağım. Oraların akıbetini merak ediyorum. Orası tekrar ağaçlandırılırsa bir sözüm olmaz. Ancak; yanan alanlar başkalarına başka amaçlar için tahsis edilirse ben bu işin altında başka şeyler ararım. Baki’nin iddialarının da sebebi budur diye düşünürüm.