Azerbaycan’dan yirmi askerimizi ülkemize getirmek için havalanan DC-30 tipi kargo uçağımız ne yazık ki Gürcistan sınırları içinde düşerek bütün ülkemizi yasa boğdu. Uçağımızın düşüş nedeni henüz bilinmiyor. Kaza yerine ulaşan ekipler araştırmalarını yapıp illa ki bir sebep bulacaklar. Bu sebep acılarımızı dindirecek mi?
Çeşitli rütbelerde yirmi vatan evladımızı şehit vermişiz, hangi söz ya da açıklama bu acıyı hafifletir? Bir ihmal var mı diye düşünüyorum; bana göre olayın kendisi zaten bir ihmal.
Düşen uçak 1968 yılında imal edilip hizmete girmiş. Bir süre hizmet ettikten sonra Amerika tarafından Suudi Arabistan’a satılmış. Suudiler bu uçağı uzun süre kullandıktan sonra hizmet dışına almışlar ve 2010 yılında da Türk Silahlı Kuvvetlerimize satmışlar. Uçak bilinmeyen bir nedenle kanatları, kuyruğu ve gözdesi havada ayrılarak sekiz bin metre yükseklikte parçalanmış.
Şimdi ilk soruyu soralım:
Uçak Amerika tarafından kullanılıp hizmet dışına alındıktan sonra Arabistan’a satılmış. Bunu normal karşılıyorum. Çünkü ileri teknolojiye sahip bir ülke kendi üst modellerini çıkardıkça eskileri böyle teknoloji fakiri ülkelere verebilir. Peki biz ne diye Arapların bile hizmet dışına çıkardığı bir uçağı satın alıp da envanterimize katıyoruz ki?..


Konuyla ilgili sosyal medyada pek çok yazı var. Bunlardan biri özellikle ilgimi çekti. Yıllar önce Amerika’da aynı model bir uçağın düşmesi sonucu yapılan incelemenin sonucu paylaşılmış. O yazıya göre DC-130 pervanelerinin periyodik bakımlarının yapılmadığı anlaşılmış. 5000-6000 kilometreyi aşan uçuş sonrası o uçakta pervanenin korozyona uğrayıp kopmuş ve gövdeye çarparak içeri girip uçağı parçalamış olduğu tespit edilmiş.
ABD’de düşen uçak o zaman 24 yaşındaymış. Bizim uçağımızın ise 57 yaşında olduğu söyleniyor. Mutlaka bakımlarda o pervanelerin dikkatle kontrol edilmesi gerekmez miydi? Kaldı ki uçağın ana vatanında yaşanmış bir örnek de var…
Bizde de uçak havada parçalara ayrılarak düşmüş ki, böyle bir durumda yapılacak hiçbir şeyin olmadığı söyleniyor.
Sanırım şimdi bu uçakların kullanımları bir süreliğine askıya alınmış. Keşke bu tedbir şehitlerimizi vermeden önce alınabilseydi…
Haydi bir soru daha soralım; düşen uçağımızın en son bakımları, özellikle de sabıkalı olan pervanelerinin kontrol, bakım ve değişimleri ne zaman yapıldı? Burada bir ihmal ya da dikkatsizlik var mıydı?..
Son söz; şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mekanları inşallah cennet olacaktır da, umarım bir daha bu türlü acılar yaşamayız. Allah’tan gelene yapacak bir şey yok elbette de, ama bir ihmal söz konusuysa en ağır cezalar da düşünülmeli.