Geçtiğimiz haftalarda Selçuk ile Kuşadası arasında çıkan yangın panik yaşatmıştı. Makilik alanda etkili olan o yangınlar söndürüldükten sonra da adeta başta Milli Park olmak üzere, başka bölgelere sıçramadığı için mutlu olmuş, sevinmiştik.

Yaz mevsiminde yangınlar adeta kaderimiz oldu. Biri sönmeden diğeri başlıyor. Üstelik aciz kalıyoruz, söndüremiyoruz. Galiba orman yangınlarını söndürme ve daha yangın olmadan önlemler alabilme yeteneğimiz yok. Bu konuda yeterince iyi olmadığımız ortada.
***
Şimdi de Güzelçamlı Milli Parkına giriş yasaklanacakmış. Bazı sivil toplum kuruluşları imza kampanyası başlatmışlar. Yaz aylarında parkın kapatılarak korunmasını önermişler. Ne kadar zekice değil mi?..
Çıkıp da “koruyucu önlemleri geliştirin. Bu türlü yangınları çıkaranlara hayatlarını karartacak çok ağır cezalar verilmesi için yasal çalışmaları yapın. Bir şekilde çıkan yangınların hemen söndürülebilmesi için hem eğitimli personel, hem de ekipman olarak gerekli hazırlık çalışmalarını yapın” diye talepte bulunulacağına “kapatın gitsin” deniyor.
Kapatmak ve insansızlaştırmak demek bana göre kaderine terk etmek demektir. Her ne kadar zararı insanlar verse de, o güzellikleri koruyacak olanlar da insanlardır.
Her zaman verdiğim bir örneği burada tekrarlamak istiyorum. Bakınız Söke’nin ünlü Beşparmak Dağları(LATMOS) fıstık çamları, zeytin ağaçları ve makilik alanlarla kaplıdır. Yani yangına son derece müsait alanlardır. Çok şükür ki, şimdiye kadar oralarda böyle büyük facialar yaşamıyoruz. Çünkü Latmos köylüleri bilinçli insanlardır. O dağların ekmek tekneleri olduğunu, oralardan geçimlerini temin ettiklerini bilirler ve o dağları kendi evlerini korur gibi korurlar.
Hani bazı çok bilmişler “Latmos Milli Park olsun” diye kampanyalar düzenlemişti ya, eğer oraları milli park olsaydı köylüler için ekmek kapısı kapanacaktı ve dağlar korunaksız kalacaktı.
Şimdi de Milli Parkı ziyaretçilere kapatmak o güzellikleri kimsesiz ve de korunaksız bırakmak olacaktır.
Lütfen, yasaklamak yerine tedbir alın ve koruyun.