Söke’nin Granta mevkiinde, ilçemizin deniz gören tek noktasında yer alan golf tesisleri ne yazık ki bu kentin kadersizliği olmuştur. Zamanında devrin belediye başkanı tarafından “golf milyarderlerin sporudur. Bu tesisler buraya yapılınca kentimize dolar milyarderleri akın edecektir” şeklindeki sözleri ne yazık ki gerçekleşmemiş, kentin kaynaklarını sömüren bir kuruluş ortaya çıkmıştır.
Daha önce belirttim; izinsiz artezyenler açıp kurutuncaya kadar sularını çektiler. Şebeke suyunu kaçak olarak kullandılar. Çöplerini bile bize bedava olarak aldırdılar. Bu arada akıl almaz bir şekilde konutlaşma gerçekleştirdiler. Aşırı kimyasallarla suları kirlettiler…
Bütün bunları defalarca yazmama rağmen bir sonuç alamayınca bu kentin bir hemşerisi olarak yargıya gittim. Şebeke sularımızı kaçak olarak kullanıyorlar” diye şikayet ettim. Başvuru savcılığı bu şikayetimi kabul edip dilekçemi aldı. Bir süre sonra adliyeden davet aldım. Soruşturma savcılığı çağırmıştı. Genç bir savcı gençliğinin de verdiği heyecanla bana umut vermişti. Yazılarımı okuduğunu, olayı bir de benim ağzımdan dinlemek istediğini söyledi. Uzun uzun anlattım. Kendisi bu işin takipçisi olacağını ve olayın kapatılmayacağını söyleyerek bana umut verdi.
Aradan çok uzun bir zaman geçmesine rağmen bir ses çıkmayınca bir şekilde randevu alıp Baş Savcı ile görüştüm. Sayın Başsavcımıza on sahifelik bir de rapor takdim ettim.
Başsavcımız önce ilgisiz gibi durdu. Hatta bana “bu iş seni ne diye ilgilendiriyor” gibisinden bir soru da sordu. Bu kentin bir hemşerisi olarak kentimizin kaynaklarına sahip çıkmanın görev olduğunu ifade ettim. Artık bu işin kendilerinde olduğunu, bir daha bu konuyla ilgili olarak adliyeye gelmememi söyleyerek beni gönderdi. Birkaç gün sonra tekrar soruşturma savcılığına çağırılıp Başsavcıya verdiğim o on sahifelik bilgilendirme yazısının her sahifesini ayrı ayrı imzalattılar.
Aradan çok uzun zaman, yani yıllar geçti. Bir haber çıkmayınca gene adliyeye gidip bu işin akıbetini sordum. Bana birkaç dosya verdiler. Bunları gösterdiğim avukat dosyadan adımın çıkarılmış olduğunu, müşteki olarak Büyükşehir Belediyesi avukatlarının yazıldığını ve konunun uzlaşmaya gönderildiğini söyledi. Yani yapanın yaptığı yanına kazanç olarak kalmıştı. Bana göre milyonlarca liralık olan kaçak su kullanımı için uzlaşma mı olurmuş?
Sevgili okuyucu, bu durumda yapacağım son bir şey kaldı. Konuyu bir de ÇİMER’e göndereceğim. Umarım oradan bu haksız talana karşı kentin hukukunu koruyan bir uygulama görürüz.