Maliye Bakanımız enflasyon hedeflerini açıklamış. İfade ettiği rakamlar şaka gibi. Seneye %12, ve daha sonraki sene de %8 olacakmış. Bu laflara çocuklar bile inanmaz. Bu rakamlar olsa olsa bir temenni olabilir.
Sayın Bakan bu işin nasıl yapılacağını da açıklasa…
Üretmeden, piyasada ürün bolluğu sağlamadan enflasyonun düşmesi mümkün mü?..
Her zaman ifade ettiğim bir gerçek var. Eskiden bu ülke insanı üretirdi. Üretimden kastımız elbette ki sadece endüstri ürünleri değil. Özellikle böyle verimli topraklara sahip bir ülke tarım üretiminde de lider ülkelerden biri olmalı değil midir?


Bundan kırk yıl önce Türkiye’de pazara giden insanlar sebzeyi, meyveyi kilo kilo alırlardı. Sonra Almanya’da bunların taneyle satıldığını gördüm. Hemen sınır komşusu olan Hollanda’ya baktığımda orada da aynen bizdeki gibi tarım ürünleri torbalarla satılıyordu. Şimdi biz de eğer alabilirsek sebze ve meyveyi taneyle alır olduk. Çünkü üretemez hale geldik.
Meralar adeta hayvancılığa kapatıldı. Evde besi ne yazık ki köylümüz için çok pahalı. Çünkü yem fiyatları yüksek. Üstelik büyükşehir uygulaması olan illerimizde köyler de mahalle olunca hayvancılık köylerde de yapılamaz oldu. Ama yöneticilerimiz bu konuda üretimi teşvik edecek önlemler geliştireceklerine “paramız var, alırız” diyerek ithalata yöneldiler. Sonuçta bir avuç ithalatçı zengin oldu ve biz et yiyemeyen bir toplum haline geldik.
Kuş gribi diye bir illet ortaya çıktı, kümeslerde tavuk kalmadı. İnsanlar adeta çılgınlar gibi tavuk katliamına girişti. Şimdi yumurta fiyatlarından şikayet ediyoruz.
Sevgili okuyucu, Ukrayna ile Rusya savaşa tutuştu, biz panikten marketlere hücum edip rafları boşalttık. Çünkü ekmek ağırlıklı beslenen bir toplumuz ve buğdayımız da savaşan bu ülkelerden geliyordu. Buğday gemileri limanda mahsur kalınca Cumhurbaşkanımızın diplomatik girişimleriyle hareket edebilmişler ve biz de derin bir soluk almıştık.
Yetiştirdiğimiz domates tohumlarını bile İsrail’den alır olmuştuk. Hem de çok yüksek paralar ödeyerek. Üstelik bunlar kısır tohumlardı. Yani çekirdeklerinden tohumluk olarak faydalanılması mümkün değildi. Adeta onlara mahkum hale gelmiştik.
Son söz; lafı uzatmaya gerek yok. Eskiden Söke Pazarının önemli bir bölümünde köylülerin tezgahları olurdu. Bu tezgahlarında yoğurt, tereyağı, çökelek, yumurta ve zeytin gibi ürünlerini ve bahçelerinde yetiştirdikleri sebze ve meyvelerini satıyorlardı. Şimdi sayıları o kadar azaldı ki…
Sayın Bakanım enflasyon hedeflerine ulaşmak için çalışanların ve emeklilerin maaşlarını kısmak yerine üretimi teşvik etmek gerekir. Fiyatlar bizim cebimizdeki paraya göre değil, piyasadaki mal arzına göre belirleniyor. Pazarda mal çoğalırsa fiyatlar kendiliğinden düşer.
Bunu bilmek için ekonomist olmaya da gerek yok, değil mi?..