Ülkeyi yönetenlerin yenilgiyi kabul edip işgalcilere kayıtsız şartsız teslim oldukları bir durumda yedi düvele meydan okuyup “geldikleri gibi gidecekler” diyebilmek sadece bir yürek ve cesaret işi değildir elbette. Sadece bir özgüven de değildir.
Hem bir vizyon, hem de milletine olan inancın bir ifadesidir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Anadolu ne yazık ki, ihmal edilmiş bir coğrafyaydı. Devlet bütün yatırımlarını ya Avrupa’da sonradan fethedilen topraklara, ya da Arap coğrafyasına yapıyordu. Bakınız, Osmanlı’nın yükseliş devrinden itibaren Anadolu yarımadasında bir eser görebiliyor muyuz? Var olanlar hep kuruluş döneminden ya da Selçuklu Devleti’nden kalmadır.
İşte bu ihmal edilmiş, geri bırakılmış coğrafyada, yıllar süren savaşlarla erkek nüfusunun büyük bölümünü kaybetmiş ve büyük bir yılgınlık içinde kaderine razı hale gelmiş olan bir milleti tekrar ayağa kaldırmak ve dillere destan bir Kurtuluş Savaşı ile tekrar bağımsızlığını kazandırıp yeni bir devlet kurmak eşine kolay rastlanan bir durum değildir.


Kurtuluş Savaşı bir destandır. O destanın kahramanı Mustafa kemal Atatürk’tür. O destanın başlangıç tarihi de 19 Mayıs 1919’dur. 19 Mayıs’ta Samsun’dan Anadolu topraklarına ayak basan büyük kurtarıcımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk bir milletin kaderini değiştirirken esaret altındaki milletler için de bir örnek ve bir umut olmuştur. Ne mutlu bize ki, bu büyük kahraman milletimizin bağrından çıkmıştır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk sadece eşsiz bir komutan değil, aynı zamanda çok büyük bir devlet adamıydı. Osmanlı’dan kalan borçları öderken nal çivisini, toplu iğneyi bile dışarıdan alan, tarımda karasaban devrini yaşayan Anadolu’yu fabrikalarla donatmıştır.
Sevgili okuyucu, bu özel günü eskiden olduğu gibi coşkuyla kutlayıp kurtarıcımıza minnet ve şükranlarımızı sunacağımıza kurtuluşu sıradan bir olay ve yazılan destanı da küçümser bir anlayışla görmezden gelme çabaları sadece savaş kahramanlarımıza değil, milletimize yapılan bir saygısızlıktır.
Üzülerek ifade edeyim ki, il ve ilçelerde gerçekleştirilen bayram törenlerine bazı mülki amirlerin katılmayışı kabul edilebilir bir davranış değildir.
Bir Vali nasıl olur da böyle bir bayram törenine katılmaz?