Sosyal medyada gezerken bir habere takıldım. Yel Medya tarafından paylaşılan haberi okuyunca kendimi garip hissettim. Aydın’ın Efeler ilçesinde Ak Parti danışma toplantısında milletvekili Ömer Özmen konuşmuş. Garip hissettiren elbette ki Ömer Beyin konuşmuş olması değil. Konuşmasının içeriği…
Ömer Bey partisinin eski bir milletvekilinin Ak Parti’yi eleştirmesine sinirlenmiş ve o toplantıda karşılık vermiş. Sayın Özmen “AK Partililere sokakta, sağda solsa partimizi eleştirmek, liderimizi eleştirmek yakışmaz” demiş.
Doğrusu bence de yakışmaz. Çünkü gördüğümüz kadarıyla AKP’de biat kültürü hakimdir. Özmen’i sinirlendirip böyle bir konuşma yapmasına sebep olan kişi ise eski milletvekili Rıza Posacı olmuş.
Sayın Posacı yapmış olduğu bir açıklamada “AK Parti bir zamanlar memleketin kurtuluşu olarak görülüyordu, bugün ise kaosun parçası olarak algılanıyor. Memlekette AK Parti heyecanı bitti, sıkıntı burada. Türkiye bugün aynı noktaya geldi, yani AK Parti’nin 20 yıl önce geldiği noktaya geri geldi. Gidişat iyi değil. Vatandaşın derdi büyük ama çözüm yok…” diye konuşmuş.
Sözleri bu kadarla kalsa belki de Ömer Bey cevap vermek ve bir eleştiri yapmak zorunda kalmayacaktı da, Sayın Posacı lafının devamında eleştirilerini de ağırlaştırmış:
“Bugün Türkiye’de çalmayan sistemin dışında kalıyor. Acayip bir zenginleşme var. Ne oluyoruz ya?! Ben milletvekili oldum, başkanlık yaptım; servetim belliydi, bıraktığımda da öyle ama birileri servetine servet katıyor. AK Parti önce kendi aklanmalı. AK Parti kendisi de aklanmazsa, memleketin huzura kavuşması zor. Seçimi de alamaz.”
Suçlamalar gerçekten de ağır, öyle değil mi? Yani Ömer Özmen’in alınıp gücendiği kadar var. Ama Sayın Özmen’in açıklamalarında bana ters gelen bir durum da var. Şu anda Aydın Milletvekilimiz olan Ömer Bey eski vekilimiz Rıza Posacı Beyefendinin sözlerine yalanlama getirmiyor. “Hayır, öyle bir durum yoktur, biz çalmayız, çaldırmayız. Aklanmaya da ihtiyacımız yok” demiyor. Adeta o suçlamaları kabul edip, bunları dışarıda, milletin duyacağı yerlerde söylemenin yanlış olacağını ifade ediyor. Yani kol kırılsa bile yen içinde kalmalı halleri…
Bence, bu durum doğruysa kırılan kolun yen içinde gizlenmesi pek de mümkün değil. Zaten böyle bir şey doğru da değil. Milletin vekilleri aynı zamanda milletin çıkarlarını koruyup kollama görev ve sorumluluğuna da sahip olmalıdırlar. Ben şahsen, hangi partiden olursa olsun, soran ve sorgulayan vekil isterim.