Söke Ovası berekettir. Ülkemizin sayılı ovalarından biridir. Beyaz altın olarak tanımlanan pamuğun en kaliteli olarak yetiştirildiği tarım merkezidir. Bu nedenle de Söke’den konuşulurken “Pamuğun başkenti” ifadeleri kullanılır.
Ovamız onlarca yıl ülkemizin her coğrafyasından insanlarımıza da ekmek kapısı olmuştur. Bereketiyle tanınır ve bilinir.
***
Sevgili okuyucu, başka ülkelerde böyle bölgeler adeta koruma altına alınır ve özel olarak desteklenir. Bakınız, ülkemiz tekstil ürünleri ihraç ediyor. Üretilen kumaşların ham maddesi de pamuktur. Son yıllarda kendi yerli üretimimiz yetmediği için başka ülkelerden pamuk ithal ettiğimiz de herkesçe bilinen bir gerçektir.
Burada yanlış anlamaya yer vermemek için konuya açıklık getirmek isterim. Bizim kumaş ve iplik üretimlerimiz arttığı için pamuk ithal etmiyoruz. Pamuk üretiminde düşüşler yaşandığı, maliyetlerin yüksekliğinden üretimin cazibesini kaybetmesi nedeniyle ve elbette ki devletin sektöre olan desteği de her geçen gün azaldığı için üretim düşüyor ve ithalat artıyor.
Zaten başka tarımsal ürünlerde de durum böyle değil mi? Biz bu muhteşem coğrafyada, sahip olduğumuz bereketli ovalarda kendimize yetecek buğdayı bile yetiştiremeyip savaş halindeki Ukrayna’dan buğday aldığımız için mutluluk nutukları atmadık mı?..
***
Tekrar pamuğa dönecek olursak; özellikle bu sene pamuk üreticisinin işi zor ve her zamankinden daha fazla devlet desteğine ihtiyaçları var. Bakınız, pamuk ürünü su ister. Bu sene de yaz çok kurak geçti. Ama bu durum elbette ki hiç birimiz için sürpriz değildi. Bizler, yani sade vatandaşlar bile önümüzdeki günlerde havaların nasıl olacağını, yağmur yağıp yağmayacağını öğrenebiliyorken devletin kurumları bu konuda aciz midirler? Evvelden bu susuzluğu öngörüp tedbirler almaları mümkün değil midir? Eğer bunu yapamıyorlarsa neyi yapabiliyorlar, söyleseler de öğrensek…
Bu sene pamuk üreticisini sıkıntılı günler bekliyor. Tarlalarını sulayamadılar. Bazı yerlerde kozalar hiç açmadı. Bazı yerlerde de ürün çok zayıf ve kalitesiz. Devletimizin tarım destek politikalarını kim düzenleyip karar veriyorsa, pek çok üründe primler az ya da çok artarken pamukta aynı bırakılmış. Sanki pamuk ve pamukçu gözden çıkarılmış.
Son söz; Mülkiyeti gerçek ve tüzel kişilere ait ve üst üste iki yıl süreyle işlenmeyen tarım arazileri, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tarımsal amaçlı sezonluk olarak kiraya verilecekmiş. Peki, pamukçu bu seneki borcu nasıl ödeyip de yeniden toprağını ekebilecek, bir fikri olan var mı?