Çok süslü laflar ediliyor. İnsanlara ümit veriliyor ama, sanki biz bu filmi daha önce de gördük gibi geliyor. 15 yıl kadar önce Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından başlatılan “açılım süreci” o zamanlar çok iddialı söylemlerle kamuoyuna anlatılmıştı. Hatta benim gibi anlamakta zorluk çekenler için de Orhan Gencebay, Hülya Koçyiğit gibi ülkemizin son derece değerli düşünürlerinden olan “AKİL ADAMLAR” görevlendirilmişti. Aylarca bu akıllı adamların masallarını dinledik. Bu arada ümitle de beklemeye devam ettik. Hatta sınırda çadır mahkemeleri bile kurup gelen teröristleri güya yargıladık.
Sonuçta gelen eski teröristler yeni bir hayata başlayacaklardı ama huylu huyundan vazgeçmedi. Silahlı kuvvetlerimizin engin hoşgörüsüne, yöneticilerimizin iyi niyetli yaklaşımlarına rağmen kendilerini biraz olsun güçlü hissetmeye başlayan teröristler yine eski huylarına döndüler.
11 Temmuz’da TBMM’den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak “Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” adıyla Resmî Gazetede yayınlanarak yasalaştı.
Açılım süreci terörü bitirmek için hiçbir katkı vermediği gibi yurt içinde hazırlanıp devletle etkin mücadele edebilmeleri için örgüte hazırlık imkanı bile sağladı.
2015 yılında süreç sona erdiğinde özellikle Diyarbakır’da meydana gelen göğüs göğüse çarpışmalar ve vermiş olduğumuz can kayıpları hala hatırlardadır. O süreç adeta bir nefret süreci haline gelmişti.
Bugünlerde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sözleriyle başlayan “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” süreci de bizlere ne yazık ki o günlerde yaşanan acı ve göz yaşlarını hatırlattı.
30 kadar teröristin ellerindeki silahları bir kaba bırakıp yakmaları da beni tatmin etmedi. Yani yıllarca ülkemizi uğraştıran, binlerce şehit ve bunun kat kat fazlası gazilerimizin durumlarından sorumlu olan bu 30 kişi ve yakılan o silahlar mıydı?
Nerede gerçek silahlar? Amerika’nın ve de diğer Avrupalı sözde müttefiklerimizin uçaklarla gönderip donattığı son teknoloji silahlar nerede? O silahlar ve de o silahları kullananlar teslim edilmedikçe terörsüz Türkiye diye bir süreçten söz edilemez.
Bütün bunlar ortada yok, ama biz Abdullah Öcalan’ın özgürlüğüne kavuşmasından, Şemdin Sakık’ın affedilip siyaset yapmasından söz ediyoruz.
Buna sadece kamu vicdanı değil, şehitlerin de kemikleri sızlar.