Eğer ipin ucunu iyice kaçırmadıysak devlet yönetimindeki önceliklerimizi yanlış belirliyoruz demektir. Bakınız, geçtiğimiz günlerde açıklanan LGS sonuçları yine şaibe iddiaları altında kaldı. Ortak düşünce; bir milyona yakın çocuğun girdiği bu sınavda 719 birinci olması pek de inandırıcı değil. Yani 719 öğrenci sınavı sıfır hatayla, yani tam puanla sonuçlandırmış. Bu durum ciddi bir sınavda olacak iş değil gibi görünüyor.
Eğer böyle bir sonuç normal bir sınavda alındıysa, yani önceden sınav sorularının alınıp verilmesi gibi durumlar olmadıysa sınav seviyesinin son derece düşük olduğu, soruların öğrencileri gerçekten de değerlendirebilecek düzeyde tespit edilmediği sonucunu ortaya koyar. Halbuki yetkililer bu seneki sınav sorularının geçmiş yıllara göre daha zor olduğunu ifade ettiler.
Elbette ki bu kadar kuşkucu olmazdık. “Denk gelmiş, çocukların bildiği, çalıştığı yerlerden gelmiş” falan gibi düşüncelerle bu olayı normal karşılayabilirdik. Ancak; geçmişte yaşanan bazı can sıkıcı olaylar ne yazık ki bizi kuşkucu yapıyor.
Bu olaya benzer olarak 2010 yılında yapılan KPSS sınavında, normalde 4-5 kişinin tüm soruları doğru yaptığı testte 100’ü aşkın kişinin tüm soruları doğru yaptığı anlaşılınca sınavın eğitim bilimleri bölümü iptal edilmişti. Başlatılan soruşturmada, soruların Gülen Hareketi ile bağlantılı kişiler tarafından sistematik bir şekilde çalındığı ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili ve dönemin ÖSYM Başkanının görevden alınmasından sonra hızla ilerleyen soruşturmalar sonucu çok sayıda dava açıldı ve 500’e yakın kişi yargılandı
31 Temmuz2022 tarihinde gerçekleştirilen Kamu Personeli Seçme Sınavı’nın (KPSS) lisans oturumunda, bazı soruların Yedi İklim Yayınevi adlı kuruluşun deneme sınavlarındaki ve ders videolarındaki sorularla birebir örtüşmesi üzerine yine ÖSYM Başkanı Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevden alınmıştı.
Yani sınav sabıkamız bir hayli kabarık. Bu nedenle de çabuk kuşkulanıp yargıya varabiliyoruz. Burada önemli olan yetkililerin çıkıp bu kuşkuları dağıtacak açıklamaları yapabilmesidir. Bunu yapması gereken kişinin de Sayın Milli Eğitim Bakanı olduğunu düşünüyorum.
Bu iş öyle “şaibe falan yok” diyerek başkalarını aptal olmakla suçlayıp geçiştirilecek bir mesele değil. O kadarı hiç kimse için inandırıcı olmaz ve kamu vicdanını rahatlatmaz. Hem hakkıyla sınav kazanıp birinci olan çocukların hakkını ve haklılığını tespit ve teslim etmek, hem de vicdanları rahatlatmak için bu açıklamaların yapılması mutlaka gereklidir. En azından birincilerin isim listeleri, aileleri ve okulları açıklanırsa çok kişinin ikna olacağını düşünüyorum. Eğer bu yapılmazsa Sayın Bakanımızın da sonuçların adil olduğundan kuşkuları olduğunu düşüneceğiz.