Bazı insanlar var; kapısına gelen bir yavru kediye merhametle sahip çıkıyor. Peşine takılan bir sokak köpeğini sevip okşayarak hem muhtaç olduğu sevgiyi veriyor, hem de yiyecek bir şeyler verip hayatta kalmasına yardımcı oluyor.
Ne yazık ki dünya sadece bu yüce gönüllü sevgi insanlarından ibaret değil. Son günlerde duyup öğreniyoruz ki, yeni doğan bir bebeğe bile kıyan, hem de bunu üç kuruş para için yapanlar varmış.
Eskiden bu yana gazete haberlerinde görür, okurduk. Gönlünü bağlayıp sevgisini verdiği erkek tarafından aldatılıp sokağa atılan bazı genç kızların o yanlış ilişkiden dünyaya getirdikleri yavrularını cami avlularına, hatta çöplere bile bıraktıkları olurdu da, canımız yanar, üzülürdük.
Elbette ki, bu işin mazereti olmaz da, haydi diyelim ki onlar bir toplum baskısının sonucu oluşan korkunun tetiklediği olaylardı ve çok da sık görülmezdi. Ya son günlerde asıl amaçları şifa dağıtmak olması gereken hastanelerde yaşanan toplu bebek katliamlarına ne diyeceğiz?..
***
Sevgili okuyucu, dürüst insanları tenzih ederim de, galiba onların da sayıları oldukça az. Bakınız, bundan yaklaşık 10-15 yıl kadar önceydi. Aydın’daki bir özel hastanede bir yakınım ayağından ameliyat olacaktı. Başka kimsesi olmadığı için kendisine ben refakat etmek istedim. Ameliyat sonrası durumu iyi göründüğünden taburcu edildi. Birkaç gün sonra da kontrole gittik. Görevliye kontrol için geldiğimizi söyleyince kayıtları inceledi ve yüzümüze şaşkınlıkla baktı:
“Siz zaten yatıyor görünmektesiniz. Taburcu olmamışsınız ki…”
Şaşkınlıktan ne söyleyeceğimi bilememiştim. Bu durumun bir dolandırıcılık olduğu öylesine açıktı ki… Taburcu ettikleri bir hastayı yatıyor gösterip devletten para almaya devam etmişler.
Bir süre düşündükten sonra Söke’deki Sosyal Güvenlik Kurumuna giderek olayı kurum müdürüne anlattım ve şikayetçi olmak istediğimi söyledim. Kendisi dürüst bir adamdı. Şikayetimi İzmir Bölge Müdürlüğüne yapmamın daha doğru olacağını söyledi. Dilekçemi yazıp SGK İzmir Bölge Müdürlüğüne gönderdim. Sonuç;
Kör kuyuya atılan bir taş gibi, hiçbir ses çıkmadı.
Kurum yetkilileri o günlerde devletin dolandırılması iddialarıma karşı sessiz kaldılar. Belki o gün benim şikayetimi ciddiye alsalar bugün bebekler ölmeyecekti. Kötü niyetliler bu durumları gördükçe cüretlerini arttırmış olacaklar ki, onlarca hastaneyi içine alan suç örgütleri oluşmuş. Olaylar daha başlangıcında önlenebilseydi buralara gelmezdi.
Acaba diyorum; benim dilekçemi dikkate almayan o günkü kurum yetkilileri bugün vicdanları rahat bir şekilde kendi çocuklarının yüzüne bakıp saçlarını okşayabiliyorlar mı?..