Ben izlerken hem çok üzüldüm, hem de öfkelendim. O görüntüler Ukrayna televizyonlarında da gösterildiyse Ukraynalı insanların neler hissettiklerini düşünmek bile istemiyorum. Ehil olmayan, öngörü yeteneklerinden yoksun, basiretsiz bir liderin hem kendini, hem de ülkesini nasıl rezil ettiğini, nasıl aşağılandığını görüp izledik. Bunu izlerken Amerika Birleşik Devletleri’nin acımasız yüzünü ve seçtikleri liderlerinin bencilliğini ve başka insanların hayatlarını ne kadar değersiz gördüğünü de anlamış olduk.
ABD aynen o kısacık tarihlerinde olduğu gibi; kendi sömürgeci emellerine ulaşmak için başka ülkeleri ve o ülkelerin insanlarını ölümlere yollamakta ya da sefaletlere mahkum etmekte hiç tereddüt etmemiştir. Onların seçtikleri liderleri de aynen kendileri gibi acımasız ve bencil olunca ülkeler arası ilişkilerde hiç yaşanmayan ve de yaşanmaması gereken o görüntülerle karşılaştık.
ABD Başkanı Donald Trump yanına oturttuğu Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’yi adeta çocuk azarlar gibi azarladı. Hem de dünyanın gözü önünde. Zelenski’nin o anda neler hissettiğini düşünemiyorum. Ancak, onun yerinde olmak istemezdim doğrusu. Eğer bu günlerin geleceğini önceden bilebilseydi Rusya ile o savaşa girmemek için her türlü çabayı gösterirdi, hatta düşeceği bu durumları önceden görebilse devlet başkanı da olmazdı diye düşünüyorum.
***
Amerika bu adamı adeta rehin almış gibi. Üstelik ülkesine dönmesine de izin verilmiyor. İlla ki önce Trump’un dediklerini yapacak.
Belli ki Ukrayna bu savaşa girmeye daha önce ABD tarafından teşvik edilmiş. Hatta bazı vaatlerde de bulunulmuş. Yani sırtı sıvazlanıp “merak etme, arkanda biz varız” gibisinden teşviklerle yüreklendirilip Rusya’ya meydan okunması sağlanmış. Çünkü Beyaz Sarayın Oval Ofisinde gerçekleştirilen toplantıda Zelenski bir anlamda bu vaatleri dile getirerek sitem etmek istemiş. ABD yönetiminin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i durdurmadığından şikayet etmiş.
Ama sen misin böyle sızlanan?
Trump’ın yardımcısı Vance patronundan önce müdahale etmiş.
“Sayın Başkan, Amerikan medyasının önünde bu konuyu gündeme getirmeye çalışmak için Oval Ofis’e gelmeniz, bence saygısızlık.”
Gördünüz mü saygı anlayışlarını? Adam hami olarak kabul ettiği devletin başkanına “bizi neden korumuyorsunuz” diye sızlanıyor, ama saygısızlıkla suçlanıyor. Hem de Amerikan medyasının önünde. Halbuki o adam orada misafir bir devlet başkanı. Siz ona her türlü saygısızlığı yapıp çocuk gibi azarlayacaksınız, ama onun masum bir serzenişine tahammül edemeyeceksiniz. Hiçbir örnek Amerika’yı bundan daha güzel anlatamazdı. Son olarak Trump’ın şu sözlerine dikkatinizi çekmek isterim:
“Ya bu anlaşmayı imzalarsınız ya da biz yokuz. Bize ne hissedeceğimizi söyleme çünkü bunu tam olarak dikte edecek konumda değilsin. Ne hissedeceğimizi dikte edecek konumda değilsin. Kendimizi çok iyi hissedeceğiz. Kendimizi çok iyi ve çok güçlü hissedeceğiz.”
Bu sözlerin üzerine daha başka ne söylenebilir ki? ABD’yi hala dost ve müttefik olarak gören varsa bu örnek üzerinde düşünmelerini öneririm. Galiba onların dostluğu “düşene bir tekme” şeklinde…