Biliyorum, böyle lafı uzatarak sabrınızı taşırıyorum ama, bu yaşananları detaylı olarak anlatmazsam inanılması o kadar zor ki…
DSİ’nin tespitleriyle hem artezyenlerin izinsiz ve kaçak olarak açıldığını, hem de Söke şebeke suyunun kaçak olarak alınıp kullanıldığını öğrenmiş ve kanıtlamış oldum. Bu arada başka bir şey daha öğrendim. Bu güya dolar milyarderlerinin çöplerini de Söke Belediyesi alıyordu ama bizlerin ödediği katı atık toplama bedelini ödemiyorlardı. Yani garibana her şey paralı, ama milyarderlere bedavaydı. Durumu Belediye başkanıma ilettim ve gereğinin yapılmasını istedim. Başkanımız da hassasiyet gösterdi ve tesislere gönderilen iki personelin yaptığı tespitlere göre yaklaşık 600 bin lira kadar bir para tahakkuk ettirildi. Gecikme zamlarıyla birlikte bu miktar 800 bin liralara çıktı. Milyarderlerin yöneticileri önce itiraz etseler de bu parayı ödediler diye biliyorum.
Bu arada ben de başka bir şey öğrendim. Tesislerde 500 kadar konut olduğu söyleniyordu. Hatta imar artışı için talepte bulunulmuş ve sonra dilekçe geri çekilmişti. Bunu yazımın ilk bölümünde anlatmıştım. Halbuki listeye bakınca orada 1200 civarında konut olduğunu gördüm. Yani dilekçelerini geri çektikten sonra da konut sayısını en az ikiye katlamışlar.
Şebeke suyunun izinsiz, yani kaçak olarak nasıl kullanıldığını merak ettim. Kendilerince çok akıllı bir plan uygulamışlar. Önce iki tane abonelik yaptırmışlar. Yine Söke Çayı kenarında, bir özel okulun hemen arkasındaki köprünün yanından geçen su şebekesine oradan giriş yapıp su çekmeye başlamışlar. Bu abonelikler sadece 2-3 ay kadar sürmüş. Sonra da kapatılmış. Yaklaşık olarak da Söke Belediyesine 20 bin lira kadar bir su parası ödemişler. Ondan sonrası DSİ yetkilisinin de tespit ettiği gibi bedava… Biz o iki su saatini Belediye Başkan Yardımcımız Fahri Sivrioğlu Beyefendi ile birlikte aradık da bulamadık.
Söke Belediye Meclisi bu su konusunda bir inceleme başlatmak için komisyon kurdu. Ben de ifade verdim. Elimdeki DSİ’den gelen belgeyi de komisyona verdim. Sonuçta su ile ilgili yetkiler Büyükşehir Belediyesine geçtiği için komisyon oluşturdukları raporu onlara gönderiler. Ondan sonrası kör kuyuya atılan taş misali, bir cup diye ses bile çıkmadı.
Ben araştırdıkça Golfçüler de telaşlanıyor olmalılar ki bazı girişimleri oluyordu. Size Ağaçlı yolu kenarında Belediye bahçesine bitişik komşu olan hazineye ait bir bahçeden söz etmiştim. O bahçede de bir artezyen açılmıştı ve ben bu artezyen için izin alınıp alınmadığını sorgulamıştım. Bir dostum yerel bir gazetemizde çıkan bir ihale ilanını gösterdi. O arazide tam da artezyenin bulunduğu yer için bir kiralama ilanıydı. O kadar garip ki; 6×6 metre, yani 36 metrekare bir alan depo yeri olarak kiralanmak üzere ihaleye çıkarılıyordu. Bakınız söz konusu alan hazine arazisinin içinde, Söke Belediye bahçesi ile sınır komşusu, içinde bir artezyen var ve kapısı, duvarı, yolu falan da yok. Buraya neyi nasıl depolarsınız? Burası kimin ne işine yarar ki?..
Yani adrese teslim olarak ifade edilen ihalelere örnek olabilecek bir durum. 2-3 bin lira gibi bir bedelle ihaleye çıkılıyor. Bir arkadaşıma rica ettim; ikimiz beşer bin lira koyup bir kaynak oluşturduk ve arkadaşım da ihaleye girdi. Golf tesisi yöneticileri çekilmesi için baskı yapsalar da çekilmedi ve cepteki para kadar arttırdı. Sonunda on bin liranın üstünde bir bedelle yine onlara gitti.
Sevgili okuyucu, bu yaşananlar inanılmaz gibi görünüyor değil mi? Ama hepsi de doğru ve yürek yaralayıcı. Bütün bunları yazıp da hiçbir kurum ve kuruluştan bir ses alamayınca yargıya gitmeye karar verdim.
Son olarak size yargı sürecini anlatacağım ve bu pehlivan hikayesini bitireceğim.