Ülkeyi siyaset yönetiyor. Elbette ki siyasi iradeye saygımız olacak. Çünkü aldıkları ve de alacakları kararlarla yalnızca bizim bu günlerimizi değil, yarınlarımızı ve çocuklarımızın geleceğini de şekillendiriyorlar. Biz onları bu görevler için seçtik. Doğru kararlar vereceklerine, ülkemizin ve milletimizin çıkarlarını gözeteceklerine inanıp emin olduğumuz için oy verip göreve getirdik.
Sevgili okuyucu, bu güvenin bir karşılığı olmalı değil midir? Bu güven siyaset insanlarına büyük bir vebal yüklemektedir. Öyle her akıllarına geleni söyleyemezler. Her istediklerini de yapamazlar. Bin düşünüp bir kelam etmeleri gerekir. Yine uzun uzun düşünüp, işinin ehli insanlarla istişareler yaptıktan sonra da kararlar verip, uygulamaları hayata geçirmeleri gerekir.
“Ben yaptım, oldu” ya da “en iyi ben bilirim, dediğim dedik” halleri, hem ülke için büyük bir sıkıntı kaynağı, hem de siyaset adamı için yetkilerin kötüye kullanılması sonuçlarını getirir.
***
Biraz uzun bir peşrev oldu da, meramımı tam olarak anlatabilmem için buna ihtiyaç vardı. Sayın Bahçeli bir laf etti, hepimiz de şaşkına döndük. Eğer bu lafın amacı, dost-düşman, herkesi şaşırtmaksa bu amaç gerçekleşmiştir. Ama eğer böyleyse ben bunda ülkemiz için bir çıkar göremiyorum.
Bu milleti şaşırtarak neyi elde edebilirsiniz ki? Bunun için “Bu Devlet Bey de ne büyük devlet adamı” mı diyecekler?
Bence Sayın Bahçeli hesapsız bir konuşma yapmıştır. Eğer bizim bilemediğimiz bir hesabı varsa da bunun ülke çıkarına olduğundan kuşkularım var. Konuştukları tartışılmaya değil, lafın sahibi tarafından izaha muhtaçtır. Çıkıp bu işin toplum yararına bir iş olduğunu anlayabileceğimiz bir şekilde anlatmalı ya da siyasetçilerin sıkça yaptığı gibi, “yanlış anlaşıldım” hallerini takınmalıdır.
***
Sayın Bahçeli zamanında terörist Abdullah Öcalan için idam istemişti. Ortaya ip falan atmıştı. Ne oldu da fikrini değiştirdi? Üstelik öyle bir değişim gösterdi ki, “Çocuk Katili” dedikleri kişinin affedilip demokrasinin mabedi olan Türkiye Büyük Millet Meclisinde konuşması için fetva verdi.
Bahçeli bundan ülke yararına nasıl bir fayda umuyor, bilemem de, zararlarının çok olacağı ortadadır. Bu davranış Türk Devletinin acizliği olarak değerlendirilecektir. Ülkesi için can alıp, can veren güvenlik güçlerimizin ve de Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mücadele azmine zarar verecektir.
Hepsinden de önemli gördüğüm; evlatlarını kınalayıp vatan savunması için asker ocağına gönderen, şehit oldukları zaman da acılarını içlerine gömüp “vatan sağ olsun” diyen anne ve babaların duygularını derinden incitecektir.
Son söz; bizler bir zamanlar “Devletin başına Devlet geçecek” diye sloganlar atarak seçimlere giderdik. Son yaşananlardan sonra “iyi ki o temenniler tutmamış” diyorum.