Sonunda iş oraya kadar geldi demek ki…
Söke belediyesi artık mezar yerlerinden para alıyormuş. Yanlış anlaşılmasın, bazı hallerde bu para işi gerekli olabilir. Örnek vermek gerekirse, şu anda yer bulmakta güçlük çekilen ama ısrarla da talep edilen bazı mezarlıklar için bu uygulama kabul görebilir. Ama görüyoruz ki, köy mezarlıklarından bile para talep ediliyormuş. Anlayamadığım bir şey var; cenaze sahibi bu parayı vermezse cenaze mezara gömülmeyecek mi? Eğer paraları yoksa cenazelerini denize mi atacaklar, ne olacak?..
Sosyal medyada Numan Ölmez’in haberini gördüm. Sarıkemer’de bir hemşerimizin babası vefat etmiş. Kendileri herkesin yaptığını yapıp cenazelerini mezarlığa defnetmişler. Aradan üç gün geçince de iki bin lira mezar yeri ücreti talep edilmiş. Yani uygulama sadece kent merkezinde değil, bütün kırsal mahallelerde de uygulamaya konmuş. Belediye Başkanımız İberya Arıkan bütçe açığını gidermek için bu yolu bulmuş olacak. Tarifeyi biraz düşük tutmuş diye düşünüyorum. Belki de başlangıçta müşterinin ayağı alışsın diye böyle planlanmış olabilir. Bence çekinmeden zam yapabilirler. Nasıl olsa şu anda rekabet edecek bir rakipleri yok.
***
Rekabet deyince de aklıma geldi. Acaba yasal olarak mümkün mü, bilmiyorum da, bir girişimci çıkıp özel bir mezarlık kursa ve ücretle cenaze kabul etse ne olur? Hatta tam tekmil bir cenaze defin hizmeti bile sunabilirler. Salasının verilmesinden, yıkanıp kefenlenme hizmetine varıncaya kadar, camideki namazından mezarlıkta defin işlemine kadar, hatta daha sonrasında evde okunmasına ve de mevlidine, helvasına, lokmasına kadar bütün hizmetleri içine alan paket tarifeler de uygulanabilir. Artık hayal gücünüz nereye kadar uzanırsa, görkemli bir cenaze için ağıtçılar bile ayarlanabilir.
Sevgili okuyucu, elbette ki tevatür yapıyorum. Böyle şeyler olmaz elbette. Ama insan “acaba” demekten de kendini alamıyor. Öyle ya, yüzlerce, hatta binlerce yıldır böyle bir şey yaşamayan Söke köylüsüne şimdi bu iki bin lira mezar yeri ücreti dayatılıyorsa Allah beterinden korusun ama, artık hiçbir şeye de olmaz diyemiyorum.
Demek ki ne yapmamız lazımmış; seçerken bildiğimiz, tanıdığımız kişileri seçmemiz gerekiyormuş. Ankara’dakilerin de artık yereldeki vatandaşa aday dayatma huylarını terk edip bize gerçek demokrasiyi yaşamamız için fırsat vermeleri gerekiyor.
Bu işte meclis üyelerinin tutumları ne oldu, bilmiyorum ve merak da etmiyorum. Şimdiye kadarki sessizlikleri sürüyor olacak ki, onlardan bir şey duymuyoruz.
Allah hepinize uzun ve sağlıklı ömürler nasip edin. Yine de bir köşeye iki bin lira kıstırmanızda fayda var. Öyle ya, ne olur, ne olmaz…