Bazen alınan bir kararın, yapılan bir işin mantığı olmalıdır diye düşünüyorum. “Neden” diye sorulduğunda anlaşılabilir bir açıklaması olmalıdır.
Bakınız, okullarımızda çocuklarımızın geleceğine yönelik planlama ve müfredat çalışmaları yapılırken yine nedenini anlayamadığımız bir karar alındı. Artık Arapça zorunlu ders, matematik ise seçmeli ders olarak okutulacakmış. Bu karar açıklandıktan sonra çok uzun bir süre düşünüp bu kararın mantığını çözmeye çalıştım. İnanın ki kendi içimde bile bir açıklama getiremedim.
Basında ve sosyal medyada bu konudaki tartışmaları ve açıklamaları takip etmeye çalıştım. Bu uygulamayı savunanların ileri sürdükleri tek bir gerekçe var:
“Okullarda İngilizce zorunlu olarak kullanılıyor da, Arapça neden kullanılmasın. Arapçaya karşı çıkmak İslam düşmanlığıdır…”
Gördünüz mü, eleştiri ve yüksek sesle düşünmek bile mümkün değil. Hemen din düşmanı oluyorsunuz.
***
Sevgili okuyucu, bilenler bilir, ben Türkçe hayranı ve aşığıyım. Benim için Türkçe konuşmak annenin sesi kadar tatlı, güzel ve kucaklayıcıdır. Bu ülkenin çocukları önce bu güzel dilimizi çok iyi öğrenmelidirler. İkinci bir dil öğrenmeye gelince; dünyada diplomasi ve ticaret gibi önemli ve hayatımızı doğrudan etkileyen konular hangi dille konuşulup yazılıyorsa o dilden başlamak ve gelecekte çocuklarımızın daha donanımlı bireyler olarak yetişmeleri için o dilleri öğretmek gerekir.
Şimdi lütfen söyleyiniz, ülkemiz vatandaşlarından yaşamak için Arapçanın konuşulduğu ülkeleri tercih edenlerin sayısı İngilizce konuşan ülkeleri tercih edenlere göre yüzde kaçtır? Bırakınız ülke vatandaşlarımızın tamamını, bizi yöneten kadroların bile en büyük bölümü hangi ülkelerden çifte vatandaşlık almışlardır? Dahasını söyleyelim; ülkenin Diyanet İşleri Başkanının İngiltere’den ev aldığı yazılıp konuşulmadı mı? Bütün bunlara bakınca, Arapçanın zorunlu dil olarak okutulmasının mantığını açıklayacak biri var mıdır?
Şunu diyenler olabilir; “dinimiz İslam’ı daha doğru anlayabilmek için Kutsal kitabımız Kuran’ı okuyup anlamak için öğrenmemiz gerekir…”
Kimsenin Kuran’daki öğretilere kulak astığı yok ki? Bize Türkçe mealinin bile okunmasını tavsiye etmiyorlar. Çünkü okuduğumuzu anlayamazmışız. Onlara göre varsa yoksa ezbere okumak. Sonra da bazı sahtekarlar mezarda kabir azabını önleyen kefenler satıp zengin olma peşinde koşuyorlar.
***
Matematik dersinin seçmeli olması ise bir başka anlaşılmaz durum. Demek ki bu ülkede mühendis yetişmesi, bilim adamı yetişmesi istenmiyor.
Matematik bir tertip ve düzendir. Devamında da gelişmişlik ve ileri gitmektir. Hani biz eskiden derdik ya, “ülküm yükselmek, ileri gitmektir” diye… Artık okullarımızda o sözler söylenmiyor. Öyle bir ülkümüz yoksa matematik okutmaya da gerek olmaz elbette.
Son söz; hep konuşulan bir beka lafı var. Bana göre bu saçma karar ülkemizin geleceği için bir beka tehdididir. Çünkü çocukları matematik okumayan toplumların günümüz dünyasında bir adım yol almaları bile mümkün değildir.