Elbette ki bu görev vatandaşın görevi değil. Bize düşen, sadece sorunlara yeni sorunlar eklememek ve yapılan hizmetleri de kullanırken özenli olmaktır.


Hizmeti devlet yapar. Devleti şu anda yöneten de Sayın Cumhurbaşkanı ve Hükümet üyeleridir. İllerde Valiler, ilçelerde de kaymakamlar mülki amir olarak devletin kurumlarını kontrol eder, verimli bir şekilde hizmet üretmelerini sağlarlar.
Bir de yerel yönetimler var, elbette. Belediyeler de yasayla kendilerine verilmiş olan sorumlulukları yerine getirirler.
***
Sevgili okuyucu, yukarıdaki peşrevi yapmamın nedeni son günlerde yaşadığımız bazı olaylar ve de bir vekilimizin olaylara bakışı. Bu vesileyle ilçemizdeki siyasi parti yöneticilerinin, özellikle de ilçe başkanlarının kendilerini nerede gördüklerini merak ediyorum.
Bakınız, Söke’nin artık kronikleşmiş, adeta çözümünden umut bile kesilmiş onlarca problemi var. Bu sorunların kendiliğinden çözülmesi elbette ki mümkün değil. Bunlara dikkat çekmek, çözüm önerileri üretmek ve kentimizi yönetenlere takdim etmek için yirmiyi aşkın sivil toplum örgütü bir araya gelerek bir güç birliği oluşturmuşlar. Bundan daha doğal ne olabilir ki?.. Kentimizin insanları kentimizin sorunlarına duyarsız kalmamışlar. Çözümün bir parçası olmak istemişler. Bundan ancak memnuniyet duyulabilir ama, ilçemizde ne yazık ki böyle olmadı. Bazı hemşerilerimiz “o sivil toplum örgütleri de kim oluyor? Sorunları en iyi biz biliriz ve de çözüm önerilerini biz üretiriz” diyerek karşı çıkmışlar. Hatta içlerinden birinin bir Ankara ziyaretinde “Söke Güç birliğini ben çökerttim” şeklinde ifadeler kullandığını bile duydum da inanmakta güçlük çektim.
***
Elbette ki doğru olan; bir araya gelip yumruğu bir yere vurabilmektir. Haydi diyelim ki bunu yapamıyorsunuz. Bazılarının egoları sizi bundan alıkoyuyor olabilir. Hiç olmazsa kendi yolunuzda yürürken başkalarına zarar vermeyin, değil mi?
Neyse, bu konuda “su akar, yolunu bulur” diyeceğim de, bir başka olay benim bile hevesimi kırdı.
Son toplantıda güç birliği paydaşları siyasi partilerin ilçe yönetimlerini ve de bölge milletvekillerini de ziyaret etme kararı almışlardı. Ak Parti Aydın Milletvekili Ömer Özmen Beyefendinin Söke’yi ziyaret edeceğini öğrenince kendisiyle iletişim kurup sorunlar hakkında bilgilendirmek istemişler.
Güç birliği öncelikle iki sorun üzerinde yoğunlaşmışlardı. Bir tanesi; Söke’nin girişindeki Novada Kavşağında uzayıp giden kuyruklar ve kaza riskleri, diğeri de çimento fabrikasının çevreye verdiği zararlar.
Sayın milletvekili kavşak konusunda hiç umut vermedi. Söylediği tek şey; konunun 2027 yılından önce gündeme alınmayacağı oldu. Çimento fabrikasının da zaten ak kaşık olduğunu düşünüyor.
İlginç olan; o sırada vekilinin yanında olan bir belediye meclis üyemiz de bu kavşak konusunda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun yapma sözünü verdiğini ve hizmetin ondan istenmesi mealinde laflar etti. Bu meclis üyemiz hem hukukçudur, hm de meclis üyemizdir. Bu iddialarında samimiyse ne diye meclis toplantılarında dile getirmediğini merak ediyorum. Sanırım ciddi değildi.
Kavşağın Karayolları sorumluluğunda olduğunu, burada BŞB’nin bir yetkisi olmadığını çok iyi bilir. Büyükşehir Belediye Başkanı seçim zamanı yetkisinde olmayan bir vaatte bulunmuş ve yapamamış olabilir. Kendileri de aynı vaatlerde bulunmuşlardı ve yetkili olmalarına rağmen şimdi 2027 diyorlar.
Neyse, 2027 de gelir elbette de, o zaman kendileri milletin temsilcisi olurlar mı bilemeyiz.