Ülkenin gündemi o kadar yoğun ki, bu yoğunlukta fırsat bulup da enflasyondan, geçim sıkıntısının dar gelirli yurttaşlarımızı nasıl ezip perişan ettiğinden söz etmeye bile fırsat bulamıyoruz.
Bakınız, siyasi partilerimizin büyük bir bölümü, hatta tamamına yakını seçim çalışmalarını sürdürürken dillerine Suriyeli göçmenleri dolamışlardı. Seçim vaatlerinin başında onları geri göndermek vardı. Çünkü halkımızın bu kaçkınlardan gerçekten de bir rahatsızlığı vardı. Bizim para ile yararlandığımız bazı hizmetlerden onların bedava yararlanması içimize sinmiyordu. Ayrıca devletten kendilerine belli bir aylık ödeme yapıldığını da duyuyorduk. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, bazılarının sanki savaş kaçkını ve de vatanlarını kaybetme tehlikesi altında değillermiş gibi zevk ve sefa partileri düzenledikleri resimleri paylaşılırken bazılarının da sokaklarda kadınları taciz ettikleri haberlerini okuyorduk. Adeta kendi vatanımızda ikinci sınıf hallere düştüğümüz duygusuna kapılırken geleceğimizle ilgili de kaygılar duyuyorduk.
Sevgili okuyucu, bu kaygılar çok da haksız değil elbette. Geçen hafta sağlık ocağında ilaçlarımızı yazdırdık. Kronik hastalıklarımız için raporlu ilaçlardı. Eczanede 340 lira elden ücret talep ettiler ödedik. Ayrıca maaştan da kesinti yapıldı. Bir de kesilen muayene ücreti var elbette. Şimdi, bir emekli olarak bizden bu paralar alınırken dışarıdan gelen kaçkınlara her şeyin bedava olması içe sinmiyor elbette.
***
Sevgili okuyucu, bir taraftan marketlerde etiketlerin sürekli değiştiğine şahit olurken, pazarlarda bile sürekli artan fiyatlarla karşılaşırken bir de TÜİK gibi kuruluşların yüzde bir, iki gibi aylık enflasyon tahminleri açıklaması adeta bizlerle dalga geçildiği hissini uyandırıyor.
Ama biz bütün bunları konuşamıyoruz.
Biri olmadık bir laf ediyor, kırk gün o lafın peşinden gidiyoruz. Sonra bir başka laf…
Yaklaşık bir ay önce Sayın Devlet Bahçeli terörist başı için bir teklifte bulunmuştu. DEM milletvekillerinin hapishanede kendisini ziyaret etmelerini ve galiba çözüm süreci için katkı istemelerini önermişti. Sayın Cumhurbaşkanımız da MHP liderinin düşüncelerine tamamen katıldığını ifade etmişti.
DEM Parti hemen dilekçesini verip görüşme talebinde bulundu. Ama üç haftayı geçen bir sürede bu görüşme gerçekleşmedi. En son Adalet Bakanına sorulduğunda talebin incelendiğini ve uygun bir zamanda cevap verileceğini söylediler.
Uygun zamandan neyi anlamamız gerektiğini bilen var mı?
Şu anda yeni bir gündemimiz var. Esad kaçtı, muhalifler Suriye Başkenti Şam’a girdi. İsrail de Suriye’yi işgal etti. Güya demokrasi aşığı olan ve diktatöre karşı ayaklanan muhalif güçler ülkeyi adeta İsrail’e peşkeş çekerlerken biz de seviniyoruz.
Şimdi gündem konusu Suriye. Bunu eskitelim, sonra yine Terörist başını ziyaret konusuna döneriz. Galiba uygun zaman o zaman
Bakın, Asgari Ücret Tespit komisyonu üç defa toplandı da masaya bir rakam bile koymadılar. Dördüncü toplantıda rakamı hükümet ortaya koyacak ve o rakam mecburen kabul edilecek. Yani komisyon kararı falan da hikaye.
Belki de Öcalan’ı ziyaret konusuna cevap da o zamanlar verilir ve işçinin ekmek parasından daha önemli olduğu için o konuyu konuşuruz.