LATMOS’TA DOĞA KATLİAMI

Günlerde yine bir çevre sorunu gündem oldu. Galiba OSB’deki bir firma Karşıdaki Beşparmak Dağlarında bir atık depolama alanı kuracaklarmış. Nereden ve nasıl çıkacağını bilmediğim küller burada depolanacakmış. Bu iş için de 220.000 metrekare, yani 220 dönüm bir alan kullanılacakmış. Hem çevreci dernekler, hem Latmos Platformu, hem de bazı basın bu durumu eleştirip gündem yapmışlar. İyi de yapmışlar elbette. Bu kentte her şey konuşulup tartışılmalı. Hemşerilerimiz bu kentin varlıklarına sahip çıkmalıdır.
Ancak; bir tarafı görüp de yüzümüzü başka bir tarafa döndüğümüzde gözlerimizi kapatırsak bu işte bir yanlışlık var demektir. Bakınız, yukarıda daha büyük bir doğa katliamı yaşanıyor. O dağları zümrüt gibi yeşilken çöle döndüren maden şirketlerine birkaç doğa sevdalısı dışında söz eden yok gibi.
Güya çevreci bir dernek maden şirketleriyle mücadeleyi sadece tek bir sloganla sınırlayıp “Latmos milli park olsun” demekten başka bir şey yapmadı. Latmos kazılmaya ve de çölleştirilmeye devam ederken onlar işin kolayına kaçıp leylek sayarak vakit geçirdiler.
Nedense madencilere karşı kimsecikler seslerini yükseltemediler. Bu nasıl bir güçse, koca dağları adeta kemirip bitirme uğraşı içindeler.
Sahi, o maden şirketlerinin çıkarmak için üzerlerindeki yeşil örtüyü, asırlık çam ve zeytin ağaçlarını söküp kazarak çölleştirmekten çekinmediği o sözde madenlerden ülkemiz ve milletimiz ne kazanıyor? O şirketler devletimize ne kadar vergi veriyorlar? Ülke ekonomisine kaç paralık bir katkıları var ki?..
Ben onların ÇED raporlarını bile tam olarak aldıklarından emin değilim.
Bir tarihte faaliyet alanlarını genişletmek için sanırım Yeşilköy’de bir ÇED toplantısı yapılmıştı. Söke’den giden bir gurup çevreci bayan tepkilerini gösterip bu genişlemeye karşı çıkınca da toplantıyı bitirmişler ama faaliyet alanlarını genişletmeye devam etmişlerdi.
Belki de ÇED raporu alınamıyorsa “ÇED gerekli değildir” raporu alınıp iş halledilmiştir, bilen mi var?
Son söz; Sofular’da 220 dönüm yer elbette önemlidir de, Karakaya, Çavdar, Köprüalan ve diğer köylerde katledilen binlerce dönümlük alan daha da önemli değil midir?