Bayramlar sevgi ve dostluk vesilesi değil miydi? Her zaman ifade ettiğim gibi; bu günler kardeşlik duygularının en güçlü olarak hissedildiği, birlik ve beraberliğin pekiştiği çok özel günler olmalı değil midir? Ülkemizde bu kurban bayramını kutlarken bu duyguları yaşadığımızı söylemek mümkün mü?
Bakınız, bu bayram ülkemiz insanları adeta bir düşmanlık krizi yaşıyorlar. Halkın oylarıyla seçilip göreve gelmiş belediye başkanları ve bazı siyaset insanları gözaltına alınıyor. Hem de sabaha karşı evlerine baskınlar yapılarak… Ülke meselelerine duyarlı olduklarını gösteren üniversite gençleri tutuklanıyor. Halbuki şiddet içermediği sürece konuşmak, yürümek ve tepkilerini dile getirmek onların da hakları olmalı değil midir?
Ülkemizde adeta bir hukuk karmaşası var. Kaza yapıp adam öldürenler tutuksuz yargılanırken düşüncelerini ifade edenler hapislere atılıyor. Aylarca iddianamesi bile hazırlanmadan aylarca tutukluluk yaşayanlar var. Şu anda bu durumda olan yüzlerce, hatta binlerce kişi var. Bunların ailelerini de düşünün. Bu kişiler için bayramdan ve bayram sevincinden söz edebilir miyiz? Bu ortamda barış, dostluk ve kardeşlik hukuku gibi konuları konuşmak ve yaşamak mümkün mü?
Bütün bunlar içimizi burkarken televizyonlarda gördüğüm bir haber tam da “dam başında saksağan” dedirtti. İzmir’de temizlik işçileri maaşlarına yapılan zammı beğenmedikleri için greve gitmişler. Gitsinler elbette. Grev emekçinin en doğal hakkıdır da, ayda en düşük ücret olarak 60 bin lirayı beğenmemek bu ülke insanına, milyonlarca emekliye, milyonlarca asgari ücretliye karşı yapılmış bir ayıp değil midir?
Türkiye’de daha yüksek taban ücreti alan belediye emekçileri hangi belediyede istihdam ediliyor, bir söyleseler de kendilerine hak verebilsek. Ben burada bir üzüm yeme gayreti görmüyorum. Bu davranış tamamen bağcıyı dövme niyeti ve hareketidir.
Daha da açık ifade edeyim; teklif edilen en düşük 60 bin, en yüksek 80 bin rakamlarını duyunca kulaklarıma inanamadım. Bence bu rakamlar çok yüksek ve ülke gerçeklerinin çok ötesinde. Eğer bir İzmirli olsaydım bu rakamları veren belediyeyi protesto eder ve kaynakları kötü kullandıkları için suçlardım.
O işçiler hangi bilgi ve birikimle bir doktordan, bir öğretmenden, bir mühendisten daha yüksek bir ücret teklifini beğenmeyip greve gidiyorlar. Üstelik kendi imkanlarıyla dükkanlarının ve evlerinin önlerindeki çöpleri kaldırmaya çalışan İzmirlilere de engel olmaya çalışıyorlar. Yani ekmeklerini yedikleri hemşerilerini pislik ve hastalık tehlikesiyle karşı karşıya yaşamaya zorunlu tutmak istiyorlar Bu bir hak arama değil, zorbalıktır. Bu işçilerin derhal iş akitleri feshedilmeli, o işlere gerçek İzmir sevdalıları gelmelidir.
Sevgili okuyucu, bütün bunlar yaşanırken bayramı hatırlamak ve kutlamak mümkün olabilir mi? Zaten bana bayramı hatırlatacak bir şey de yok. Eskiden evimizin kapısını çocuklar çalar el öpüp şeker alırlardı. Küçük guruplar olduğunda az da olsa bayram harçlığı, para da verirdik. Bu bayram da çikolatalarını alıp birkaç tane yirmi lira ayırmıştım. Boşa yapılmış bir hazırlık oldu. Çocuklar bile bayramı kutlama hevesini kaybetmişler.
Ben yine de bayramınız kutlu olsun diyorum. İnşallah bir daha bu seneki bayram gibi bayramlar yaşamayız. Geçmişin herkes için mutluluk vesilesi olan güzel bayramlarına özlemimle bayramınızı kutluyorum

























