YALANLARLA YAŞAMAK

Birine bir söz verip de yerine getiremezsek büyük bir üzüntünün yanı sıra büyük de bir mahcubiyet yaşarız. Özellikle vaatlerde bulunup söz verdiğimiz, ama sözümüzü tutmadığımız kişi ya da kişilerle karşılaştığımızda utancımızdan yüzlerine bakamayız. Genelde toplumumuzdaki bütün insanlar için bu durum böyledir de, sanırım tek istisna siyaset insanları oluyor. Onlar için söz vermek de, verdiği sözü unutmak da o kadar olağan ki…
Sevgili okuyucu, Türkiye’nin çeşitli coğrafyaları için devlet büyüklerimizin her seçimde defalarca tekrar edip de tutmadıkları, ya da tutamadıkları sözleri bir tarafa bırakıyorum. O konuda zaten şerbetliyiz. Yıllardır, sözü alan da veren de unutur. Bu önemli bir şey değildir. Çünkü bir sonraki seçimde aynı sözler yanına başka eklentiler de yapılarak tekrar verilecektir.
Yani, özetlemek gerekirse; bizim siyaset insanlarımız çok iyi yalan söyleyip çok güzel vaatlerde bulunuyorlar. Üstelik bizler de bu yalanlara alışıp tiryakisi olduk. Hele yeni ve güzel bir vaatle karşılaştık mı o kadar mutlu oluyoruz ki, adeta kendimizden geçiyoruz.


Yukarıdaki peşrevden lütfen hiç kimse alınmasın. Bu durum ne yazık ki ülkemizin bir gerçeği. Ancak, bazı durumlar var ki, yalanın da ötesinde, “dün dündür, bugün bu gündür” meselesi. Bu sözün gerçek sahibi olan merhum Süleyman Demirel’i rahmetle ve saygıyla anıyorum. Kendisinin bütün vaatleri ve de sözleri olağanüstü güzellikteydi ve bana göre çok da önemli öğretiler içeriyordu.
Evet, yazdıklarım birilerini kırmak ve incitmek amaçlı değildir. Bir de vaatlerinin ötesinde hiçbir şey yapmadan günü geçirme durumları var. Bence Söke Belediye Başkanı Sayın Mustafa İberya Arıkan’ın durumu aynen böyle.
Doğrusu seçimlerde hangi vaatleri verdiğini tam olarak bilmiyorum. Çünkü kendisini hiç dinlemedim. Ama bir şey yaptığına da tanık olmadığımıza göre, ne vaat ettiyse yerine getirmedi demektir. Son derece sade bir hizmet anlayışı var. Hiçbir şey yapmadığı için önemli bir hata yapmaz diye düşünüyorum, ama sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla o bile hata yapma imkanı bulup hatasını yapabiliyor.
Devamlı olarak belediye varlıklarını satıp maaş ödemeye çalışmasını bir tarafa bırakalım. Ne yapalım, “başkanımız üzüleceğine, Sökelilerin mülkü üzülsün” der geçeriz. Bazen ayağına sarı çizmeleri geçirip elinde faraş, sokak süpürmesine de bir lafım yok. Sonuçta, hiçbir şey yapmadığının farkında ve illa ki bir şeyler yapma ihtiyacı hissediyor.
Başkan genellikle bayramlara katılmayıp vekillerini ya da yardımcısını gönderiyor ki, bu davranışını eleştiririm. Maşallah, törenlere katılmasına engel bir sağlık sorunu yok…
Bir de sık sık izne çıkıp vekil bırakıyor ya, geri döndüğünde vekillerin icraatlarını gözden geçirmeli diye düşünüyorum. İmar durumlarıyla ilgili ya da işe alımlarla ilgili bir yanlış ya da istismar var mı bakmalı. Sosyal medyada bu türlü haberler görünce kendimi kötü hissediyorum.
Son söz; başkanımızın milletvekili olma hevesi varmış. Belediye başkanlığından ayrılıp milletvekilliğine aday olacakmış. Bu kararını gönülden destekliyorum. Bence bir an önce kararını uygulayıp ısınma turlarına başlamalı.