OVANIN BEREKETİ KAÇTI

Söke’nin sorunlarından söz edeceğim. Bir zamanlar ülkemizin bereket köşesi olarak bilinen, Türkiye’nin dört bir yanından göç alan bu güzel ilçemiz ne yazık ki bu zenginliğin bedelini ödüyor. Her ne kadar fakirliğini belli etmese de , eskinin ihtişamını kendine siper edip günlerini geçiriyor.
Pek çoklarının söylediği gibi, Söke pamuğun başkentidir. Ülkemizin en kaliteli pamukları bu ovada yetişir. Bana göre yaşadığımız yoksulluğun da nedenlerinin başında bu ova gelir. Bir zamanlar Türkiye’nin dört bir yanına bereket saçan ovamız şu sıralar çiftçisini bile besleyemez hallerde.
Sevgili okuyucu, ovamızın bereket saçtığı yıllarda Sökeliler devletten hiçbir talepte bulunmamış. Okullarına varıncaya kadar devletin yapacağı pek çok yatırımı Sökeli hayırseverler kendileri gerçekleştirmişler. Bu durum sanki bir alışkanlık haline gelmiş. Sökeliler devletten istemeyi bilmiyorlar.
Anadolu’nun pek çok bölgesinde görev yaptım. Oralarda insanlar genellikle bütün hizmetleri devletten bekliyorlardı. Okul mu yapılacak; devlet yapsın. Köye su mu gelecek; devlet getirsin… Biz öyle şeyler bilmeyiz. Sökeli hemşerilerimiz de bilmezler, siyaset insanlarımız da…
Biz devletten istemeyiz. Devlet bizden ister, biz de bir şekilde yerine getiririz. Son zamanlarda zorlansak da, gücümüz kalmasa da, yine bulup yapmaya devam ettik ve ediyoruz.
En son; Söke’de yapmak istediğimiz Ziraat Fakültesi için vatandaşlarımız elindekini, avucundakini verip o binayı diktiler. Öyle ki, simitçi kardeşlerimiz de kazancını getirip verdi, bir ayağı çukurda olan yaşlımız da getirip kefen parasını teslim etti. O şartlarda binayı yapıp tamamladık da, fakültemiz açılmadı. Söke’ye ziraat fakültesi olmaz dediler. Söz verildi falan da desek işe yaramadı. Çünkü sözü verenler görevden alınmıştı. Devlette devamlılık lafları da havada kaldı.


Daha önce de bir hastane maceramız vardı. Sökeliler bir hayırseverin bağışladığı araziye hastane yapılacak diye seviniyordu. Yapılan hastane bir türlü açılamadı. Çünkü Söke’ye kaynak ayırmak siyasetin de devlet yöneticilerimizin de alışkanlıklarında yoktu. Sonunda hastane odaları yine hayırseverler tarafından donatılıp hizmete hazır hale getirildi de Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi açılabildi. Şimdi yeni bir hastane müjdesi verildi ya, kim bilir, kaç yılda biter? İnanıyorum ki, bu müjdeyi verenler bile o hastanenin yapılıp bittiğini göremezler. Allah uzun ömürler versin de, buna ömürleri yetmez.
Son söz; bazı şeyler çabuk ve kolay öğrenilmiyor. İstemeyi öğrenmemiz ve bilmemiz gerekiyor. Artık eski bereketli günler bitti. Ovamız kendini zor besliyor. Bize devletin eli gerek. Bu el uzanırsa da Söke Çayı’na uzandığı gibi uzanmasın. Halkın istek ve düşüncelerine itibar edilsin.